26 Temmuz 2010 Pazartesi

Geleceğini nasıl öğrendik?

Hamile olduğumu 20 Mart 2010 Cumartesi, sabah saat 7 civarında öğrendim. Sabah normalden çok erken uyandım. "Bari bir test yapayım, kaç zamandır duruyor evde" dedim. Pozitif çıktı. İnsan elinde test çubuğunu tutarken sessiz kalmakta zorlanıyormuş. Kesinlikle biri daha görsün istiyor o çizgiyi ki gözlerinin bir oyun oynamadığına emin olsun.













Evde babaannen ve deden vardı. Anneannen umredeydi ve baban iş gezisindeydi. Heyecanlandım, ne yapacağımı bilemedim. Sabahın körü, kimse de aranmaz ki... Çaresiz oturdum bekledim, televizyonla internetle sessiz sessiz oturdum. Bir yandan şimdi söylemeyeyim, kan testi yapılsın kesin olsun öyle söyleyeyim diyorum, bir yandan da tanıyorum kendimi, nasıl içimde tutayım ki bunu, nasıl kendime saklayayım?

Sonunda deden indi aşağıya. Günaydınlaştık, babaannen de uyanmış zaten. Kalkıldı, kahvaltı hazırlandı, hoş beş sohbet; ama benim aklım hep sende.

Vakit öğlen oldu, deden bahçeye çıktı, diktiğimiz fidelerle uğraşıyor, yenilerini dikiyor, suluyor, ortalığı yıkıyor.

Babaannen yemeğe girişti, ben de evi süpürüyorum, siliyorum. İki gün öncesinden de babaannen bir arkadaşına kahve falı baktırmış, "Nurşen Hanım, leylek ağzında bohçayla geliyor" demiş. Babaannen de söylemiyor bunu bize, sadece ""Bir arkadaşım fal baktı, güzel şeyler söyledi" dedi. Eh anladık tabi gözlerdeki ışıltıdan, beklentiden "bebek yok mu?" bakışlarından.

Sonunda içim kaynayıp kaynayıp taşıverdi. "Anneciğim senin bir arkadaşın fal bakmıştı hani sana ne söylemişti?" dedim. Babaannen anladı tabi. "Ah kızım yoksa bebek mi var?" dedi ben de hemen testi gösterdim, sarıldık, gözleri doldu babaannenin.

E haftasonu tabi, ne zaman yaptıracaksın kan testini pazartesi salı gibi mi dedi. "Ben bekleyemem ki, hemen yaptırmam lazım testi" dedim. "O zaman söyleyeceğiz babana, hastaneye gitmek lazım" dedi.

Neyse öğle yemeği hazır, sofrayı kurduk. Deden çalışmış yorulmuş bahçede. Oturdu sofraya. Babaannen dürttü beni. Kaş göz yaptı söyle diye. "Babacığım, ben bugün bir test yaptım, pozitif çıktı" dedim. Deden sevinçle uzattı elini öpeyim diye, "Bak doğruyu söyle, kandırmıyorsun değil mi?" diyor. Bir uzatıyor elini bir çekiyor. "Vallahi doğru söylüyorum" deyince sevinçle sarıldık, sevgi yumağı olduk.

Babaannenle deden birbirine "Dede napıyon?" "İyiyim ebe sen napıyon?" dediler. Çok eğleniyorlardı.



















Bu arada durmadan birbirimizi sakinleştirmeye çalışıyoruz. "Durun bakalım kan testi yapılmadı daha" diye. Babaannen hemen Urla Devlet Hastanesi'ni aradı. Bugün test yapamıyoruz demişler. Narlıdere'deki İlgi Tıp Merkezi'ne gidelim dedik. Oraya varmadan babaannen "Sünnet Sağlık Kabini diye bir yer var bizim orada, her türlü testi yapıyorlar, olmazsa orada yaptrıverelim" dedi. Dediği yer toplam üç göz oda. Girişte adam bir masa koymuş içeride bir sedyenin olduğu oda oradan da üzerinde WC-mutfak yazan bir odaya giriliyor. Adam yaparız tabi filan dedi ama tip itibariyle hiç güven vermiyordu. Emekli sağlık görevlisiymiş ama daha çok çalgıcı havası vardı adamda.

Neyse ben İlgi Tıp'a gidelim diyerek çıktım oradan. Fakat orası da öğleden sonra kapalıymış. Bu arada Baban aradı, ben geliyorum diye. Biz de çaresiz sünnet sağlık kabinine döndük. İçeriye girdiğimizde adam bizim kendisine güven duymadığımızı fark etmiş olacak ki orada başka bir tahlil için beklemekte olan amcaya, "Amcacığım insanın ümmün sisteminin güçlü olması lazım tabi" dedi ve tıp terminolojsine hakim bir insanım ben bakışı attı.

Gayet hijyen yoksunu koşullar altında kan verdim ve sonucu beklemeye koyulduk. Bir yandan da aklımdan "Şu başlangıca bakılırsa sen ilginç bir çocuk olacaksın" diye geçiriyordum. Bizim Amca birazdan çıkageldi "Gözünüz aydııın" diyerek. Bir fasıl daha sarıldık orada, babaannen ve deden çok duygulandı. Hatta deden dışarıya çıkınca caddenin ortasında bir güzel göbek attı.

Biz öylece elimizi kolumuz sallayarak çıkacaktık ki oradan babaannen akıl etti "Test sonucunu yazabilir misiniz bir yere?" demeyi. Böyle şeylerde on numaradır babaannen.

Ben olayın şokundan pek bir şey anlayamadım. İçime bir sevgi doğmasını birden bire şimşeklerin çakmasını beklemiştim ama öyle olmuyormuş. Hamileliğin 9 ay sürmesinin esprisi de biraz bu galiba. İnsanın anneliği içine sindirmesi ve kendini hazırlaması için de bir fırsat hamilelik.

Hiç yorum yok: