7 Kasım 2012 Çarşamba

Anne reflekslerim diyor ki








Samuray refleksleri: Annenin tutma yakalama refleksleri maksimum düzeyde gelişir. Yataktan düşmek üzere olan çocuğu yakalama, çocuğun uzanıp çektiği ve kafasına düşse kafasını kırmasına sebebiyet verecek nesneyi uçarak havada kapma, çocuğa doğru hızla yaklaşan hareketli nesneleri gelişine yarım vole ile uzaklaştırma yetileriniz gelişir. 



Akustik yetiler: Artık tehlike anında "kaç kaç" ya da "çekil çekil çekil" şeklinde en az iki kez tekrarlayan ıralamayı sağlayan uyarı kelimelerini gerektiği şekilde ve yüksek oktavdan seslendirebiliyorsunuz. Gırtlak yapınız gelişti zira çığlık becerileriniz miniğiniz, masum yavrucuğunuz sayesinde çeşitlendi. 3 dakika içinde makyaj yapıp dışarı çıkabilme: Kırk yılın bir başı bütün işleri denk getirirsiniz. Yemek hazırdır, koca beyin keyfi yerindedir, çocuğunuz mutluluk kumkuması ise her zamanki gibi sabit duramamaktadır. Dolayısıyla giydirip hazırladığınız kıyafetlerine ya bir şey dökecektir ya da üçüncü kez çişi gelecektir. Kronometre çalışır! Üstünüze bulduğunuzu geçirip, yüzünüze bir şeylere bandırdığınız fırçayı sürüştürmek için çok az vaktiniz vardır ve siz bunu başarırsınız. Ha, sonuç nasıl olur, orası ayrı bir tartışma konusudur. 

Hareket halindeki çocuğu paketleme: Çocuklar Duracell pil takılmış tavşanlar gibi labada lubada hareket ederken onları giydirmek en takdire şayan anne becerilerinden sadece bir tanesidir. Kolunu giysiye sokmaya çalışırsınız parmaklarını açarlar, parmaklardan biri kıvrılır ağlarlar. Kafalarını kesinlikle giysiye sokmak istemezler, bir kere giydikleri şeyi çıkarmak istemezler ve bu esnada durmadan ittirme, yerde yuvarlanma, kendilerini geriye doğru hızla fırlatma gibi devinimleri durmaksızın yaparlar  ve aynı anda bastan tize tizden baa doğru kreşendo çığlıklar atarlar.


Bebek arabası ileri sürüş teknikleri: Çocuğunu da alıp şöyle bir vitrin gezeyim, çarşı pazar yapayım dediğin talihsiz günlerden biri daha. Aziz vatanın her köşesi kazılmış bırakılmış, üzerine de sadece çukur kapatıcı özelliğe sahip beton şapadanak bırakılıvermiş. Kaldırım sana olmuş mu dağlık arazi? Bir de az ileriye inşaat kumu dökmesinler mi? Üstüne üstlük dükkanlardan bir ikisi de kapı önüne doğru dizmiş ürünlerini. Kaldırımın daraldığı ve sonunda bitiverdiği caddelerden, olan kaldırıma arabasını park edenlerden bahsetmiyorum bile... Bu vatanın evlatları bebek arabası tasarlasa, eminim monster truck gibi bir şey olurdu ama hep ecnebiye bıraktıkları için bu işi, kibar kibar bebek arabaları var hepimizde. Çoğunlukla da estetik gücü yüksek, ancak manevra gücü düşük. E karşıdan karşıya geçeceksin kaldırımlar dev anası için yapılmış sanki yüksek yüksek, yeşil yandı haydi indir aşağıya, aman arabanın biri durmadı yeşilde, hızla geçti yanından bir u dönüşü yaptırdım bebek arabasına, ondan kurtuldun karşıdan gelen yayalar üstüne sütüne koşmaya başladı, sağlı sollu aldatıcı manevralarla yara yara geçtin onları, şimdi arabanın burnunu tekrar kaldır havaya, çık şu kaldırıma. Haydaaa! Şimdi de arabayla merdiven çıkman lazım. Arkanı ver kapıya, önce arka tekerlekleri çıkar, sonra ön tekerlekler, asıl asıl, bileğine kuvvet! Bu yazının altına yorum bırakanlara bedava  "kaldırımlar: şehirde çocuğunuzla sağ kalmak I" dersi verilir.

Kanguruyu seri bağlama: Her zaman olduğu gibi bir an önce evden çıkmanız gerekmektedir. Çocuğu kucağınıza alıp 10 saniye içinde paketleyebilirsiniz. Kendinize inanın evet. Bu durumda henüz koyduğunuz yerde duran bebekle, intibak hızı yüksek bebeğin paketlenmesi arasında fark var. Kangurunun geleneksel sling (hani kadınların tarlada çalışırken çocuklarını doladığı türden) olmasıyla çıkıt çıkıt diye takılan kemer tokaları olması arasında da teknik faklılıklar karşımıza çıkıyor. Ayrı bir yazı konusu olarak fotoğraflı anlatım sözü veriyorum. 


Tek tuşla kadından anaya dönüşebilme: O tuş tabi ki "romantik an savar" diye tabir edebileceğimiz bebek ağlamasıdır. Çocuğunuz ağlar, yaktığınız tüm mumlar biter, hazırladığınız tüm masa ziyan olur, salatanın marulları solar ve siz pijamanızın içindeki süper ana halinize bürünüverirsiniz.Ve işin ilginci öyle de mutlusunuzdur, böyle de..


Penguen Rico olabilme: Şu Madagascar çizgi filmindeki penguenlerden Rico'yu bilirsiniz. Hık diye midesinden gerekli gereksiz her türlü alet edevatı çıkarabilir ve olaylar gelişir. İşte çocuklar dışarı çıkarken tüm olasılık hesaplamaları yapılır ve çantaya söz konusu olasılıkların çocuğunuza dokunmasını önleyecek malzemeler çantaya doldurulur. Bir de Murphy Yasası vardır ki "amaaan lazım olmaz" diye yanınıza almadığınız her bir şeyin lazım olabileceğini tecrübeyle sabitlemişsinizdir. Örneğin, hava güneşlidir ama taa uzaklarda bir iki bulut gördüğünüz için bir yağmurluk, güneş daha çok çıkabilir ve ölümüne parlayabilir ve çocuğunuz da parkta koşup terleyebilir diye bir yedek kıyafet, sıkı sıkı doldurduğunuz midesindeki her şeyi birden sindirip acıkabilir diye atıştırmalık ya da yemek, bir anda arka arkaya 3 kere kakasını yapabilir diye 5 tane bez, huysuzlanabilir diye en sevdiği sakinleştirici ve oyalayıcı oyuncakları almayı akıl edebilen kişi annedir!

Aynı anda en az 3 işi etkin şekilde yapabilme: Hem yemeğe soğan doğrayıp, hem ayağınızla ittirdiğiniz arabyla çocuğunuzla yarışçılık oynayıp bir de çorbayı karıştırdığınız ve telefonla konuştuğunuz oldu mu hiç? Olacak bekleyiniz sabırla.

Ayak parmaklarıyla kavrama hareketi yapabilme: Şimdi bu ilk bakışta biraz anlamsız gelebilir, aslında tam olarak refleks olduğu da söylenemez; ama kucağınızdan inmeyi reddeden bir koalayla yaşarken onun devamlı elinden atıp sonra tekrar istediği oyuncakları ayak parmaklarınızla alabilmeniz gerekiyor. Eh bir süre sonra sanatsal bir estetik de kazanıyorsunuz. Ben en son kapı açabilmeye kadar ilerledim. Biraz pratik her şeyi halleder ;)

Ortamdaki potansiyel tehlikeleri tespit edebilme: Bir odaya girdiğiniz anda robocop misali gözünüzde bir target ekranı belirir ve tüm sehpa köşeleri, ayak kaydıracak halı kilim, ayağa batacak sivri şeyler, çocuğunuzun bir hamlede yere çekebileceği örtülerin üzerindeki kafaya düşesi olan ıvır zıvır süsler.. Hepsi hepsi tespit edilir, numaralanır ve bertaraf edilir.


Her türlü gürültü ve hava muhalefetinden çocuğunu izole edebilme: Sonunda çocuk uyur. Evet soluk alabileceğiniz anlardan biri. Kapılar kapatılır, ayaklardaki terlikler çıkarılır, gıcırdayan döşemelere basılmaz ve kapılar tek hamlede en sessiz şekilde açılır  kapanır. Cereyan diye tabir ettiğimiz hava akımları tespit edilir, pencereler kapatılır,  kapı altlarından esen rüzgar engellenir. Mission completed!

10 saniye içinde elbise satın alabilme: Allem ettin kallem ettin, alışverişe çıktın. Oh, iyi güzel. Yanında çocuk varken sallana sallana alışveriş etmek, artık hoş bir sada. Yani çocuğa göz kulak olup aynı anda bir de zevkine uygun bir elbiseyi aheste aheste incelemek gibi bir lüksün yok. Askıdaki elbiseyi kaptığın gibi kabine koşup sırtına geçirmek ve etrafında dönüp oldu demek sonra perdeyi açıp varsa arkadaşına yoksa sözüne pek inanmasan da satış görevlisine fikir danışmak. OK aldıktan sonra doğru kasaya. İşte bu! Demek ki artık vitrin gezmek diye bir şey yok! Elbise buldum, denk geldim, bunu bulabildim, alabildim gibi başarıyı ve aşılmış bir zorluğu ifade eden şeyler var artık alışveriş lügatımızda!

Minimalist olabilme: "Ne güzel bir gün geçirdik!" tanımım Yaman'dan bu yana çok değişti. Kendime bir elbise alabildiysem, eşimle bir yerde oturup kahve içebildiysek, TV'deki bir programı en azından konusunu anlayacak kadar izleyebildiysem ve o uyurken bir iki işimi bitirebildiysem şanslı günümdeyim diyorum. Minimini malistlikler var içimde.



Dip not: Bu yazının oluşturulmasında büyük emeği geçen Elif Hanım'a sevgiler!

Meme kes, süt bit!

Yaman 21 aylıkken sütten kesildi, kocaman bir çocuğu emzirmek gerçekten çok zor geliyordu artık. Ben ki emzirmekten çok büyük keyif alan ve gerekliliğine inanan bir kişi olduğum halde, boyun tutulması, bel ağrıması ve uyku bölünmesi üçgeninden sıkılmıştım doğrusu. Hele son zamanlar Yaman artık işi iyice ağız tiryakiliğine, bir çeşit hobiye dönüştürmüştü. Canı istedikçe emiyordu. Bana "Anne sen yat"diyordu, tepeme çıkıp daireler çizerek emiyordu. Sürelere uzamaya ve beni çok sık esir almaya başlamıştı ve ben bu kadar güzel bir anne çocuk paylaşımının kendi açımdan keyifli yanları tükenmeye başlamıştı, ayrıca Yaman gayet güzel yemek yiyen bir çocuk olduğu halde bazen süt emmek için öğünlerde yeterince yememeye başlamıştı. Ben de artık zamanıdır deyip tatile gitmeden önce kendi kendime İstanbul'a döndüğümüzde bu iş bitmiş olacak sözü vermiştim.
Öncelikle azalttık, öğlenleri ve geceleri verirken öğlen sütünü hafiften hafiften atlamaya başladım. Birkaç kez de annem masalla filan uyutarak geceyi de atlatmayı başardı ama gece sütüne karşı dirençli çıktı Yaman, uykuyla sütü bağdaştırmıştı.

Tatil boyunca Yaman öğlenleri unutsa da gece uykusuna dalmak için ben yanındayken emmek istiyordu, ben uyutmuyorsam bir şekilde masalla vs ile avunuyordu.

Hiçbir zaman salça sürme ya da çocuğu korkutup iğrendirme yöntemine gitmek istemediğim için öncelikle azaltmak daha mantıklı geldi.

Sonra yok tatildi yok gezmekti derken çok fazla yer değiştirince haydi dedim zorlamayayım,sonuçta sözkonusu olan şey çocuk olunca plan yapmak bir hayal oluyor :)

Tatil bitti, dönüş yoluna geçtik. Dönerken yolda Yaman'a dedim ki "Anneciğim, artık evimize gidiyoruz İstanbul'a. İstanbul'a vardığımızda artık meme emmeyeceksin, memelerde süt bitecek, inak sütü içeceksin, tamam mı?" dedim.Yaman tabi ki "Tamam" dedi.

Evimize geldik ve Yaman o gece sabaha kadar memede süt emdi. Veda emişi :) Gece boyunca her tarafım tutula tutula onu emzirirken anladım ki Yaman artık memeden süt emmeyi hobi edinmiş, hatta meslek edinmeye doğru götürüyor işi. Palamutbükü'nde tatildeyken bir kadından duymuştum, sirke sürmüş memesine ve öyle kesmiş emzirmeyi. Ben de planımı yaptım ertesigün bu iş bitecekti.

Ertesi gün öğlen Yaman emmek istedi. Ben de sanki çok istekliymişim gibi "Tabi anneciğim" dedim. Hemen ona bir dakika beklemesini söyleyip mutfağa uğradım sirkeyi sürdümYaman'ın yanına döndüm. Garibim bir hevesle asıldı memeye ama o da ne? Suratındaki o acı ifadeyiömrümboyunca unutamam, dehşet ve şaşkınlıkla karışık acı. Hemen ağlamaya başladı. Meme acı olmuş dedi. A aaA? Acı mı olmuş dedim ben de demek ki süt bitmiş. Hemen o an konuşan memeler hikayesini yazıverdim "Yamancım, memeler benimle konuştu Yaman artık yemek yiyebiliyor, onun artık dişleri var, yemek yesin dediler. O yüzden memedeki sütler gidiyor. Çünkü sen abi oldun büyüdün" dedim. Yine ağladı. ona sarıldımcanım oğlum ben seni çok seviyorum yine ben sana yine sarılacağım ama sadece yemek yiyeceksin sütü de bardaktan içeceksin dedim. Bir süre sonra sustu ve tamam dedi. O gün huysuzluk yapmkadan hayatına devam etti.

asıl heyecanlı kısım geceydi, meme emerek uyuyan çocuk için her aman gece sütünü bırakması zor diye okumuştum zaten ama ne olacağını çok da kestiremediğim için biraz korkuyordum. Gece olunca Yaman uyumak için yine emmek istedi, "Yamancım istersen emebilirsin tabi ama artık sütler gitmiş memeler acı olmuş" dedim. Yaman yine de lezzet testi yapmak isteyince hemen bir bahane uydurup mutfağa gittim geri geldiğimde Yaman yine suratını ekşitti ve acı olmuş dedi.

Sonra, sütlaç yedirdim, süt verdim az az aldı ikisinden de sonra da hikayeler eşliğinde uyudu. Gece 4'te uyandı. Meme istedi, uyumadı,sızlandı biraz Pepee izleyeceğim dedi, izledi, muz istiyorum dedi, muzlu süt  istiyorum dedi.Hepsinden yedi içti ama saat 7:30 olmasına rağmen uyumadı. Sonunda Gökhan'ı uyandırdım ve Yaman'ı uyut ben artıkm dayanamayacağım dedim. Sağolsun kalktı ve bir saat sonra geri getirdi. Neyse ki uyudu Yaman ben de biraz uyudum. Sonraki 3 gün ara ara sordu,  oyun oynarken kendine kendine konuştu memeler acı olmuş, Annenin memeleri acı olmuş dedi. Sonra tamamen kesildi.

Gelelim tavsiyeler kısmına:
Azaltarak kesmek daha az acı verici oluyor.
Sirke görünmez olduğu için çocuğun silme ya da bu ne deme şansı olmuyor.
Sabırlı olun ve kızgın yüz ifadesi takınmayın. Sadece birkaç gecelik bir mevzu olacağını unutmayın.
Kesinlikle pes edip geri adım atmayın.
Tekrar normal bedeninize dönmek ve aradaki bağın farklılaşması hoşunuza gidecek.