6 Nisan 2011 Çarşamba

Mini Zeynepler geliyor!!!


Özden Teyze'nin de Elif Teyze'nin de mini Zeynepleri olacak. Özden Teyzeninki eli kulağında, Elif Teyze'ninkiyse yazlıkçı çıktı, Temmuz'da gelecekmiş. İkisi de şimdilik gayet gürbüz gidiyorlar, inşallah hep öyle olur. Özden harıl harıl hazırlık peşinde, Elif Teyzen eczanesine yakın Zeynep Bakımevi aldı Mini Zeynep'in anneannesine . Senin uyuduğun sepeti verdik Elif'in Zeynep'ine. Şimdiden bizim gelin demeye başladık hanım kızımıza, beşiği bile beklemeden karında kerttik aklımızca :)



Ayşegül, Elif ve Biz süper bir alışveriş ekibi olduk. Sen şu anda maksimum 7 saat dışarıda gezebiliyorsun. Baban gibi alışveriş insanı olduğun belli. Gezerken bebek arabasını seçtik 2011 model pek afili bir şey. Artık arabasına atıp gezdirir seni :)



Ha bu arada yarın İstanbul'a gidiyoruz uçakla! Babanın yanına, İstanbul'da yaşayacağımız evi seçeceğiz nasipse. Bize şans getir oğlum. 


4 Nisan 2011 Pazartesi

Ataların

Yaman oğlum,

Senin en yaşlı dört akraban hayatta şimdi. Babanın babaannesi, anneannesi ve dedesi ile annenin anneannesi. Bunlardan büyükbabaannen (babanın babaannesi) ile büyükanneannen (annenin anneannesi) gördü seni.



Büyükbabaannen hep sen doğmadan önce "Allah arayıp sormadan bir yavrucuk verse de şuramda tıpır tıpır tıpırdatsam" diyordu. O yaşlı ve güçsüz kollarına aldırmadan, "Ben bakarım ona siz  işe gittiğinizde" deyip durdu. Çok yaşlı olduğundan, özellikle sana hamileyken en azından seni görecek kadar uzun yaşasın diye dua ettik babanla. Sonra sen doğdun ve seni görmek nasip oldu, sonra unuttu gerçi; ama seni kucaklayarak sende bir iz bıraktığına eminim.

Büyükanneannen bayıldı sana. Zaten erkek çocuklarını çok sever. Sen de böyle uslu uslu duruverdin ya, öpmelere doyamadı seni. Maşallahlar dedi kaç kez, okudu üfledi sana. Üzerindeki ağırlık gitmiş olacak ki, yüzüne gelen dualı serinlikle gözlerini kırpıştırdın, derin bir uykuya daldın. Varlığına vesile olan buruşuk eller senin ipek teninle buluştu. İçi burkuldu biraz. "Büyükdeden de görseydi keşke" diye geçirdi içinden, gözlerinden. Sonra daha çok torun çocuğu görmek istedi. Daha evlenmemiş torunlarının çocuklarını gördü sende. Gülüşünle ömrüne bir beş sene ekledin büyükanneannenin. Biri yaşlı biri tazecik iki tombak, pek sevimliydiniz doğrusu.

İki resim arasındaki yedi fark gibiydin ninelerinle. Onlar son dönemece girmişken hayatlarında, sen ayağının tozuyla inmiş bir melektin. Onların Allah elden ayaktan kesmesin dilekleri vardı, bizde senin kıpır kıpır ayaklarının ilk adımı ne zaman atacağı merakı. Onları son kez görür gibi öpüyorduk ellerinden, seni her sabah yıllar sonra yaşayacağını dilediğimiz güzel günlerin hayaliyle. Senin sabi yüzünde doğurdukları çocuklarını iyi ki doğurdukları konusunda hemfikir oldular. Sendeki bebek kokusunu bir kez daha koklama fırsatı buldular.  Yaşlı nineliklerini sürerken taptaze annelik günlerini hatırlattın onlara.

"Ne mutlu bize" dediler.  "Bugünleri de gördük"

Koltuk kabartan doktor kontrolü

Oğlum seni doktora götürdük 12 Şubat 2011'de. Çınar arkadaşının da doktoru olan Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Hasan Özdemir'e. Seni bir güzel muayene etti. Çok beğendi gidişatını.

Çırılçıplak soydu seni ve 2 ay 17 günlükken 6 kilo 920 gr ve 62 cm  çıktın, bu verilere dayanarak da ekstrem bir çocuk olduğunu söyledi. Kafa çapın 39,5 cm. "Koca kafalı olmayacak çocuğunuz" dedi; ama biz koca kafalarımıza çoktan kabullenmiş insanlar olduğumuz için güldük geçtik bu duruma.

Boyun 1.90 olurmuş. "Eee... siz de zaten uzun boylusunuz yapılısınız" dedi. İriyiz biz, oylumluyuz!

Babanın koltuklar kabardı. Bi sevindi, bi sevindi. Birçok şeyi doğru yapıyormuşuz oğlum.

Şimdilik gık deyince süt veriyoruz sana, pek bir iştahlısın. Gece de karnın acıkıyor iki üç kez, emip o mışıl uykularına devam ediyorsun.

Mutlu ve sağlıklı çocuk Yaman Güngör'sün sen. Gürbüz çocuğumuz bizim :) Biz de senin iyi bakıcıklarınız, on üzerinden on almış kahraman anne babayız.