Hiçbir şeye yetişemiyorum! Çok yoğun geçiyor günler, yoğun ve hızlı. Durup düşünmeye bunalıma girmeye savsaklanamaya vakit yok. Evin işi, işin işi, seninle vakit geçirmek, babanla vakit geçirmek, kendimle vakit geçirmek, anneannenle muhabbet etmek ve bunun yanı sıra kitap, dergi okumak film izlemek. Hepsi bir arada. Mesela şu an saat 1:46 ve ben okul için çalışma kağıdı hazırladım. Geç saate kalınca karnım acıktı, mutfağa gidip yoğurt aldım. Sabak 6:30'da kalkmam lazım tabi.
Bu arada bir beş gündür iki üç adım gidebiliyorsun. Yani 12 Ekim itibariyle il denemelere başladın. Dün de tükürük saçarak pırrrrrrrrrrfffffffftttttttttttttttt diye bir ses çıkarmayı öğrendin. Tabi ki annem öğretti. Ben burnumu silerken buna benzer bir ses çıkarıyorum diye "anne nasıl yapıyor oğlum" sorusunun cevabı olarak almaya çalıştı bu sesi ama sonra ben engel oldum. Yapma dedim millet de başka bir şey sanacak. Şimdi sadece karşındaki yapınca yapıyorsun.
Anneannen sana erken bir doğum günü hediyesi aldı. Odanda eskiden bozma bir dolabın vardı, üzülüyordum sana bir dolap alamadık diye. Neden koyduysak o dolabı, bi kişi de yahu ne kadarlık şey bu dolap dememiş işte. Bir dolap kadar masraf etmiştik zaten ona. Bizim de senin şaşkınlığından duruma uyanacağımız yoktu. Neyse ki anneannen imdadımıza yetişti. Cem amcanla baban da kurdular bugün. Çok güzel oldu anneannen sağolsun.
Odana boy cetveli ile bir de saatin takıldı. Baban duvar delmeye karşı olmasına karşın Cem Amcan her türlü duvar delme olayını desteklediğinden annen odnan güç alıverdi. Baban surat astı ama umrumda değildi şahsen :) Sağol Cem Amca!
Cem Amcan senin kolundan bir ısırık aldı, sen de kopardın yaygarayı. Neden yaptın dedik, dayanamadım kolunu tutunca pek leziz geldi gözüme dedi. Baban intikam peşinde, yandı bu Arven, ısırık içinde kalacak.