Oğlum, herhalde az buçuk öğrendin artık seninle ilgili her şeyde sınırlarımızı zorladığımızı. Ben ki tülle, kurdeleyle işi olmayan bir insandım... Ya da dur şöyle anlatayım.
Babaannen 40 mevlüdü yapmak istediğini söyledi. Tamam dedim, zaten sen söz konusu olunca her türlü seremoniye varım. İşte dualar edilecek, ikramlar yapılacak gibi yüzeysel bir öngörüm vardı mevlütle ilgili olarak. Sonra tabi ki her zamanki gibi son gün insanlar ne yapmış bir bakayım şu 40 mevlütünde diye internete girdim. Bir de ne göreyim, kurdeleler, süsler, tüller ve ince bir organizasyon. Tabi ki hemen bayıldım gördüğüm her şeye ve kesinlikle yapmak lazım dediğim şeyleri planladım.Mevlüt günü gittik babaannene hep birlikte. Önce güzel bir kahvaltı yaptık. Kahvaltının ardından ben hemen balonlarla perdeleri ve kapıyı süsleme işine koyuldum.Sosis balonlardan kurdele yapabilmek gibi bir özelliğim oldu. Anneannene de bardakları ve tepsiyi süsleme görevi düştü ve gömdük onu kurdelelerin içine. Deden getir götür ve eksikleri satın alma işlerine baktı. Baban her ne kadar itiraz edip mızmızlansa da konu sen olunca daha fazla direnemedi ve ikramların üzerine batırılacak kürdanlar için hazırladığım yazıları bastırmak üzere internet kafeye gitti. Babaannen de mutfak ve ikram organizasyonuyla ilgilendi atom karınca gibi koşuşturdu etrafta.


Anneannen "Nurşen Hanım, şerbetler ben şunu deyince gelecek, pilavları önden verelim de herkes bir karnını doyursun önce, sonra da ikramları veririz" şeklindeki mevlüt programını tebliğ etti.


Misafirler 12'de gelmeye başladılar hatta biz daha giyinmemiştik nasılsa daha gelmezler diye :) 31 kişi geldi. Babaannenin gün arkadaşları, babanın çocukluğunu bilen insanlar geldi. Şimdi seni görmek, onlara mürüvvet görmek gibi geldi, ilaç gibi geldi. Mevlüdü anneannen okudu.
Önce yoğurt eşliğinde tavuk pilav dağıtıldı. Erhan Amcan ve Baban direkt daldılar tavuğa. Sonuçta mevlüt, tavuklu pilav adlı yemeğin dini adıdır öyle değil mi? Bir de seni maymuna çevirdi Erhan Amcan. Sen uyurken türlü çeşit şekiller vermiş sana, fotoğraflarını çekmiş :) 
Elif Teyzenler o gün doktor kontrolüne gelmişlerdi İzmir'e bebeklerini görmeye ama fotoğraf makinesini unuttuklarını söyleyince bana, ben haklı olarak (!) köpürdüm tabi ve Manisa'ya dönüp makineyi aldılar. Daha doğrusu almışlar, gelince söylediler bana.
Kendisi de elinde fotoğraf makinesiyle İran'daki yabancı gazeteciler gibi gözlem yaptı devamlı felfecir gözlerle.


Ayşegül Teyzen öncelikle mutfakta neleri yiyeceğinin tespitini yaptı, sonra da serviste bana yardım etti. Kendisi mevlüt konusunda biraz cahil kalmış oğlum. Herkesin kıbleye dönüp dua ettiği bir yerde kıbleyi bulamayan misafirlerin tam ortasında elinde şerbet tepsisiyle kalakaldı, ne yana döneceğini de bilemedi herkes farklı yöne döndüğü için. Çok komik idi.

Ayşegül Teyzen ve Elif Teyzen ilk kez karşılaştılar ve kombine şaşırma nidaları attılar, benim gibi birinin bardaklara ve tepsilere kurdele bağlaması, kanepe süsü yapması ve evi süslemesi ile ilgili olarak. Elif Teyzen bir yaşına daha girdi, Ayşegül Teyzen zaten dut yemiş bülbüle döndü. Bence iyi bir ikili oldular.
Neyse efendim mevlüt başladı ben bir içeri bir mutfağa koşuşturup durdum. Sonra haber verdim Elif Teyzenlere giydirdiler gömleğini ve ponturunu. O papyon anneannenin eseri. Herkes bayıldı sana oğlum, çok yakışıklı buldular seni. Maşallahlar, tu tular havada uçuştu.
Mevlütün sonlarına doğru Özden Teyzen ve annesi Süeda Teyze geldi. Özden Teyzen 6 aylık hamileydi o sırada. Onun bebeğinin mevlütüne de birlikte gideriz artık. Lise sıralarından bugüne, birbirimize bakıp durduk. Ben onun karnına baktım, o benim kucağımdaki sana. Büyüdük de çocuk büyütecek yaşa geldik diye geçti içimden. Eminim o da öyle düşünmüştür kendi kendine.


Misafirlerimiz memnun ayrıldılar. Bir sürü hediyen oldu. Oturma odası torbalarla doldu taştı. Herkes gittikten sonra tek tek açıp baktık hediyelerine. Sanırım 3 yaşına kadar sana kıyafet almamız gerekmeyecek :)


Her şey yolunda gitti, bir tek ben ayağım kayıp düşünce kafamı kırma tehlikesi geçirdim. Nazardır dediler. Elif Teyzen kafamdaki şişliğe şöyle bir baktı, annemlerin meraklı ve endişeli bakışlarına "Amaaan onun kafası sağlamdır, bir şey olmaz ona" diye cevap verdi.
Elif Teyzen de elime düşecek canım benim, bir gün o da 40 mevlütü yapacak. Ve ben o zaman beklediğim pusudan kötü kahkahalar atarak ona yaklaşacağım!
Elif Teyzen de elime düşecek canım benim, bir gün o da 40 mevlütü yapacak. Ve ben o zaman beklediğim pusudan kötü kahkahalar atarak ona yaklaşacağım!




