merasim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
merasim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2012 Pazar

Yaman'la İkinci yılbaşı

30 yaşındasınız


Bir Çarşamba günü doğdunuz.
Yeni yaşınıza girmenize 364 gün kaldı.

Burcunuz: Oğlak


Dolu dolu 30 yılı geride bırakıp 31. yaşıma girdim. Bir söyleyişe göre kadınların 29'u ile 30'u arası on yıl sürermiş. Ben bir süre daha 30la idare etsem mi acaba? :) Doğumgünümü geleneksel anlamda kutlayamadık çünkü baban o gün Bursa'daydı ve gece çok gelebildi eve.  Ama bir gün öncesinde bana kahve makinesi aldı. Tchibo'dan Cafissimo. Tam benim gibi bir kahve severe göre. Teşekkürler hayatım :)

İlk yılbaşı fotoğraflarına bakıyorum da. Bafa Gölü'ne gitmiştik sen daha 35 günlükken, şimdi 14. ayın içindesin, yürüyorsun, koşuyorsun, istiyorsun, bağırıyorsun, gülüyorsun, ağlıyorsun.
Bu yılbaşı herkesten uzakta İstanbul'daki evimizdeyiz, anneannen, ben, sen ve baban. Önce komşumuzun çocuklarına hediye almak ve biraz da yılbaşı abur cubur alışverişi yapmak için dışarı çıktık.
Eve geldikten sonra minimal bir atıştırma sofrası hazırladık ya da evde ne varsa sofrası da denebilir buna. Giyindik süslendik hepimiz. Seni de giydirdik hatta aramızda en şık olanımız sendin. Gömlek kravat ve kırmızı bir süveter :)
Çocukluğumuzdaki yılbaşlarında olduğu gibi televizyonu açtık, meyve yedik, kola içtik. bir tek mandalin ve muz yoktu sen de gittin meyveler kitabındaki muz resmini sonra da masayı gösterdin. Anlamı bana muz verin. Muz görünce elinde ne varsa bırakıp hedefe doğru ilerleyen bir minik adamsın sen zira.

14 Aralık 2011 Çarşamba

Çaylaklar için ilk doğum günü hazırlama rehberi/ Organizing first birthday for dummies

Eveeet zaman olmuş 15 Aralık ben daha yeni yazıyorum doğumgünü yazısını. Bahaneler: Yaman'ın gündüz uykusu iyice azaldı, gece vardiyası arttı, sınav dönemine denk geldi, misafirler oldu velhasıl doğum günü yazısı gecikti.

Öncelikle ilk doğum günü için ipuçları:

Kesinlikle doğum günü tarihinden bir ay önce araştırmaya başlamak lazım. Ben bir ay boyunca internet sitelerini taradım, çeşit ve fikir çok olunca insan ne yapacağını şaşırıyor dolayısıyla sindire sindire araştırmak ve karar vermek içinizde bir şey kalmadan, ah şunu da yapsaydım demeden kutlamayı organize etmenin en iyi yolu. Öncelikle çocuğunuzun ve sizin tarzınıza göre bir tema belirlemek lazım.
Çocuk nasılsa küçük anlamıyor demeyin zira ben çok az bebeklik fotoğrafı olan doğum günlerinde ise neredeyse hiç fotoğraf çekilmemiş bir çocuk olarak kesinlikle özenilmiş bir doğum günü kutlaması isterdim. Ayrıca bu çocuk sizin çocuğunuz ve birinci yaşına kadar sağlıkla getirmekle zaten büyük bir zafer kazandınız dolayısıyla bu kutlama aslında sizin için de yapılıyor.

Erkek çocuklar için çok fazla seçeneğiniz diye düşünmeyin. Ben kız çocuğum da olsa pembelere batmış bir doğum günü yapmak zorunda hissetmezdim kendimi. Erkek çocuk diye de mavi renkli bir kutlama istemedim.

Bir sürü siteyi dolaşıp geceleri blogları taramaktan uykusuz kalmış olsam da, çok şey öğrendiğimi ve çok eğlendiğimi belirteyim. İnsanın çocuğunun olması her anlamda bir macera bu açıdan.


Yaman doğduğundan beri deniz, gemi, balık şeklinde ilerleyen dekoratif beğenilerimiz ilk yaş gününe de yansıdı doğal olarak. Yaman için bir korsan parti teması seçtim. Bu konuda babaların biraz dışarıda kalması canınızı sıkmasın zira erkekler bu tarz şeylerde (genelleme yapıyorum) nispeten daha yüzeysel düşünüyorlar.
Korsan partisi olacağına karar verdikten sonra işler daha kolay oldu çünkü internet ve bloglar bu konuda derya deniz bir kaynak. Konuya karar verip arama alanınızı daraltmadan hiçbir şey yapamıyorsunuz.

İlk işim davetiyeleri hazırlamak oldu. Misafirlere önceden elden verdiğim ya da postayla gönderdiğim hazır davetiyelerin yanısıra, yetmemesi olasılığına karşı bir de kendi bastırdığım davetiyeleri kullandım. Gelemeyecek olanlara da hatıra olsun diye yolladım.

Sonra masada çok hoş durduğunu düşündüğüm ikramların üzerine konulacak kürdan süslerini hazırladım. Salonun süslemesinde klasik sünnet süslemeleri kullanmak istemedim, zira hiç sevmem kendilerini. Süs olarak üçgen bayraklar çok hoşuma gittiğinden onları seçtim. Asılacak korsan bayraklarının bir kısmını hazır aldık geri kalanını da kendimiz bastırdık. Bayrakları boydan boya iki sıra halinde astık. Bir de masanın arkasındaki duvara Yaman'ın ilk giysilerini astık. İlk çoraplarındandan, ilk pijaması ve önlüklerinden birkaç parça.



Gelecek misafirlere vermek için siyah hediye torbaları aldık. İçine Yaman'ın resimlerini ve üçümüzün resimlerini, içinde para çikolatalar olan bir hazine sandığı ve deniz kabukları koyduk. Kağıt işlerini seven biri olarak çok eğlendim bunları hazırlarken.
 
Öncelikle hazır pastalara ve fiyatlarına baktım. Klasik 1 şeklinde pastadan çok hoşlanmadım. İstediğim tarzda bir hazır pastanın fiyatı 180-220 TL arasında değişiyordu. Açıkçası benim gibi her şeyle kendi uğraşmayı seven biri için bu biraz fazlaydı. Ben de kendim yapmak istedim.
Pastayı kendiniz yapacaksanız öncelikle pastayı kremanın kuruması ya da süslerin bozulması ya da aslında en temel neden olan pastanın bayatlaması probleminden dolayı 2 gün öncesinden hazırlayamayacağınız için, son dakikada hazırlamanız gerekiyor. Bu da yapımı kolay bir pasta seçmeniz gerektiği anlamına geliyor. Benim önümde korsan gemisi ve hazine sandığı seçenekleri vardı. Ancak evde son hazırlık telaşı giyinme süslenme derdi içindeyken çok fazla ayrıntıyla uğraşamayacağımı düşünüp hazine sandığını seçtim. Keki bir gece öncesinden pişirdim. Ve misafirler gelmeden yaklaşık  2 saat önce de süslemesini ve kremasını döktüm. Ağır bir pasta olsun istemedim çünkü doğum günümüz 4-5 gibi başlayacaktı bu da insanların yemek saatini kapsayacağı anlamına geliyordu. Bu yüzden daha çok doyurucu ikramlara ağırlık verip tatlıları az tutmak daha mantıklı geldi. Ve tabi ki evde yapılan pastanın bir diğer avantajı doğumgünü sahibi Yaman da pastasından yiyebildi.

Süsleme de tabi ki temaya uygun olmak durumunda. Korsan renkleri siyah kırmızı ve beyaz olduğundan bu renkte balonlar aldık. Kırmızı peçeteler, Yaman için korsan şapkası ve korsan seti aldık.



Normalde her gün banyo yapmasına rağmen banyosunu bir gün önceden yaptırdık.Yaman uykusunu iyi aldığı için keyfi yerindeydi. Kesinlikle en önemli noktalardan bir tanesi bu. Keyfi yerinde olmayan bir çocuğu avutmak gerçekten zor. Misafirlerin hepsinin gelmesi için biraz fazla bekledik o yüzden pasta faslı biraz geç oldu ve pastanın tamamı bitti.

Bolca arkadaşımız geldiği için sıkılmadık. Arkadaşlarımız da birbirleriyle daha önce tanışmayanlar olduğu halde güzel muhabbet ettiler. Misafirlerin birbirleriyle muhabbet edebilmesi de çok önemli. Çünkü siz çocuk ve pasta derken onlarla ilgilenemeyebiliyorsunuz. O arada sıkılmamaları da iyi oldu. Evimiz geniş olduğu için kalabalık bir misafir kitlesi olsa da evin içinde dolanma arada bir balkona çıkıp hava alma gibi aralar verilebildi.


Yaman da neyse ki yabanilik yapmadı. Hediyelerini kendi açtı.Çok güzel ve işimize yarayan hediyeler geldi. Süper oyuncakları ve kıyafetleri oldu, o yüzden herkese çok teşekkürler. Çocuklar da olduğu için Yaman misafirler gittikten sonra da onlarla oyalandı. Anneanne, babaanne ve dede Yaman'ı çok güzel oyaladı. Herkesle resimler çekildi.



 


TEŞEKKÜRLER!!!!!

İlk gelen misafirimiz Güzide ve Barış. Çok teşekkürler Güzidecim geldiğiniz için. Seni ve Barış'ı görmek oğlumla tanışmanız gerçekten çok mutlu etti beni.

Ahmet ve Dilek Kocaman bir ayıyla katıldı ve Ahmet Amcası kendisini devamlı unutan Yaman'a aldığı Ayı Ahmet ile gecenin unutulmazı oldu.

Nilaycığım taa Amerikalardan kalktı geldi. Hem de kendisiyle beş senedir görüşmüyorduk. Çok güzel bir renk kattı. Maviş gözleri ve tatlı muhabbetiyle iyi ki geldi.

Cem ve Ayşegül Yazar çifti (ve dört gözle beklediğimiz minik Arvenimizle) Yaman'ın hiçbir özel gününü kaçırmadan hep yanımızda oldular. Fotoğraflar onların eseri. Yaman Ayşegül'ü çok seviyor ama ağzına ilk kez çikolatayı çalan Cem'den biraz korkuyor olabilir hala.

Erkan, Şule Teyze ve Ersoy Amca, hatırımızı kırmadılar geldiler. İlk İstanbul günlerimizde verdikleri destekler, moraller için, evlerinin kapılarını bize açtıkları için teşekkürler. Bu arada Yaman'a cıs'ı öğreten Şule Teyze'dir :) Onları da bu mutlu günümüzde oğluşumun doğum gününde ağırladık.

Başak ve Vahap, iyi ki geldiniz, hasta olmasına rağmen (öğretmenler gününde biraz fazlaca göbek atmasından kelli küçük çaplı bir kırgınlık) Avcılar'daki upuzak evlerinden İstanbul'un en bilinmeyen semti Göktürk'e geldiler. Çooook teşekkürler ve tabi ki yetenekli objektifiyle Yaman'ın güzel fotoğraflarını yakaladı Başak Teyzesi.

Mine abla Damla ve Derya'yı kaptığı geldi ta İzmitlerden çıktı geldi. İyi ki geldi, yorgunlukla çok muhabbet edemesek de evimizde ağırladık en azından.

Ve tabi ki canım anneciğim Yaman'a verdiği onca emeğin karşılığını Yaman'ın birinci yaşını sağlıkla görerek kutladı. Öğrettiği şarkılar, numaralar ve ilk kelimeler için, börekleri çörekleri ve onca yorgunluğu, dolu dolu bakan gözleri için teşekkürler.

Son olarak babaanne ve dedesi...

Babaannesi torununun doğum günü için özene bezene süslendi, yaptığı leziz çörekleriyle yoruldu. Çok sevdiği oğluşunun oğluşu Yaman Bey'i kravatlı ponturlu gördü, öptü kokladı, bağrına bastı.

Dedesi, "koçişine" iyi ki doğdun Yaman parçaları çaldı, ilk yaşında kulağını güzel melodilerle, aklını güzel dede-torun anılarıyla doldurdu. "Tahta" kelimesinin ardından söylemiş olsa da ilk kez kendisine "dede" dediğini duydu. Eh o da bir nevi mürüvvettir.

9 Kasım 2011 Çarşamba

Doğum günü sound check!

günlerdir çalışıyorum yaklaşan doğum günün için canım oğlum. İnternetten çok kapsamlı bir arama yaptım, senin her şeyini kendime iş edindim çok büyük bir zevkle, o açıdan iyi ki hayatıma geldin oğlum. Hayatım hep doluydu bir şeylerle ama bana hiç bilmediğim dünyaları, hiç bilmediğim keyifleri öğretti seninle ilgili her şey.

Doğum günün korsan temalı olacak Baban Ben Ayşegül Teyzen ve Cem Amcan birlikte Eminönü'ne gittik. Koran şapkası, çikolatadan paralar, kırmızı peçete, fotoğrafların için minik mandallar, misafirlerimize vereceğimiz küçük hatıralar için siyah torbalar aldık.

Sonra Balonevi'ne gittik. Siyah, kırmızı, bordo balonlar, korsan davetiyesi ve bayraklarından aldık.

Baban gene iş çıkardın başımıza dedi ama her nasılsa her şeyi de yapıyor. Peh!

5 Haziran 2011 Pazar

Diş buğdayı I






Sevgili blog,


Biliyorsun ki ben uzun süre merasimsiz kalamam. Hemmen oğluşum için bir merasim buldum yine. "Diş buğdayı" ya da "Diş hediği" ya da "Diş bulguru". Dişi çıkan çocuk için yapılır. İkram hazırlanır, buğday pişirilir, ev süslenir. İtiraf ediyorum İstanbul'daki arkadaşlarımızı görmek ve seni göstermek için yaptık bu organizasyonu :) Bu organizasyon sadece beta sürümüdür.


Menümüz: Diş buğdayı ve süsleri, zeytinyağlı sarma, peynirli börek, mercimek köftesi, kumpircikler, kartopu, truff, renkli şekerli toplar, diş kurabiyesi, diş pastası ve şeker keseleri.

  

Ne yazık ki İstanbul'un adeti oğlum, herkesin işi denk gelmiyor burada bir araya gelmek zor iş. Gelemeyenlerimiz çok olsa da gelenlerimizle çok güzel vakit geçirdik. Merve Teyze ve İlker Amca (aynı zamanda bizim İstanbul'daki ilk misafirlerimiz olur kendileri. 23 Nisan'ını kutlamak için gelmişlerdi bizim taşınmamızdan birkaç gün sonra), Ahmet Amca ve Dilek Abla, Esra Teyze ve Dilek Teyze.



Merve ve İlker  sağolsunlar bizim buralarda bulamadığımız süsleri almışlar, taa 1. yaş gününe kadar hatta en az üç doğum günü dolusu kutlama süsümüz var! Gelir gelmez hemen süslediler Ahmet Amca'nın mühendislik zekası sayesinde hangi süsün nereye asılacağı sorunsalı da çözüme kavuşturuldu.





Önce biz sen uyurken herkesin pek bir şüpheyle yaklaştığı diş buğdayını yedik. Annen ne güzel hazırlamıştı dişbuğdayını. Aslında uygulama gayet basitti buğdayın üzerine bal, pekmez, şekerler, tarçın, hindistancevizi, kuruyemişler konulup yenilecekti amma velakin bundan pek bir malzeme çıkardılar oğlum. Ahmet Amcan "o kadar şeyi neyin üstüne döksen yenir" dedi, İlker Amcan "biz zaten meraktan geldik ne ola ki bu dişbuğdayı" dedi, Baban "Hayatım, milletin midesini doldurma buğdayla istersen" dedi. Bunlara yaranılmaz oğlum.



Sonra ikramları getirdik sen uyandın o arada, çaylar içildi börekler sarmalar hüpletildi. Esra Teyze ve Dilek Teyze sonradan gelebildiler. Sonra senin pastanı kestik hediyelerini açtık. Ahmet amcan sana dans eden bir horoz getirmiş. Sen ilk önce tuhaf tuhaf baksan da sonradan sevdin ve hatta sarıldın horozuna. Ama içimden bir ses annenin ve babanın sana gelen oyuncaklara daha çok sevindiğini ve sevineceğini söylüyor. Esra Teyzen ve Dilek Teyzen de sana yazlık şort tulum almışlar. Pek bir şirin olacaksın içinde.


Merve Teyzen seninle doya doya oynadı. Ayaklarını pek sevdiler. Ben de ikide bir onları çocuk yapın diye taciz ettim. Merve Teyzen çekimser oy kullandı, İlker Amcan yorumsuz kaldı. Onlar olmasa fotoğraflar da çekilmezdi bilesin. Senin akıllı annen fotoğraf makinesini İzmir'de unuttu çünkü :)
Bizim evimiz herkese uzak oğlum ve Esra teyzen hariç herkes Anadolu yakasından kalktı geldi. Bu arabası olmayan biri için ortalama 3 vasıta demek. O yüzden sağolsunlar seni, bizi seviyorlar pek çok. ama biz ebeveyn olmanın gereği olarak artık öğrendik çocuğumuzun daha çok seviliyor olmasına, önce senin kucaklanmana.
Yemek içmekten muhabbetten unuttuğumuz bir şey de meslek seçimi merasimi. Senin önüne çeşitli alet edevat koyup hangisine uzanırsan ona göre filanca mesleği seçecek bu çocuk diyecektik, artık onu da İzmir'de yaparız anneannende.
Beta sürümü güzel oldu. Şimdi annen öteki organizasyonun izini sürüyor.