yumurcakça etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yumurcakça etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2012 Perşembe

Telaşa mahal yok!

Çocuk terbiyesi, tuvalet eğitimi. Çok temel ve anne babaları tedirgin eden konular. 14 aylık annelik tecrübemle diyebilirim ki "telaşa mahal yok"

Öncelikle hemen Harvey Karp'ın "Mahallenin en mutlu bebeği" ve "Mahallenin en mutlu yumurcağı" kitaplarını ediniyoruz.

Biz şu an yumurcak aşamasındayız. Karp, gerçekten çok önemli şeyler hatırlatıyor bize:
1. Öncelikle bebeklerin mağara adamlarından hiçbir farkı yok ve bir sene hatta birkaç ay içinde insanlığın yüz binlerce yılda bulduğu ve kullanmaya başladığı yetiyi ve alet edevatı kullanmaya başlıyorlar.
2. Bebekler dilini bilmedikleri bir ülkede yaşıyorlar, çok klişe olacak ama ilk birkaç yıl "anlıyorum ama konuşamıyorum" düzeyinde kalıyorlar. Dolayısıyla 1 ila 2 yaş arası bir çocuğa sesiniz yükselterek kurduğunuz uzun cümleler kelimenin tam manasıyla işlemiyor. En fazla 2-3 kelimelik cümleler kuruyoruz.
3. En zorlayıcı kısımlardan biri de bu bence. Tekrar onların hayatında çok önemli. Defalarca sordukları şeyler onların kendilerini güvende ve tanıdıkları ortamda hissetmelerini sağlıyor. Mesela Yaman durmadan bize saatini gösteriyor ve bizim "evet o  Yaman'ın saati" dememizi istiyor. Aynı örnek defalarca aynı çizgi filmi izlemek isteyen çocuklar için de verilebilir. Çocuk içinden "Ne olacağını biliyorum" diye düşünüyormuş. Geleceği görüyorum, olacakları biliyorum, her şey kontrol altında ve güvendeyim.
4. İletişimde fast-food kuralı dediği bir şey var Karp'ın. Önce çocuğun dediği şeyi tekrarla ve onu anladığını belli et. Fast food kuralı adını hamburgercilerdeki şu diyalogtan alıyor.
Müşteri: İki hamburger iki kola istiyorum
Garson: İki hamburger iki kola. Başka bir şey?
Siz de çocuğun derdini anladığınızı ona yansıtıyorsunuz. Bu noktada zavallı 1-4 yaş arası  çocuk açısından baktığımızda o ciyak ciyak bağırırken sizin delirtici bir ses tonunda çocukla uzun cümleler kurarak konuşmanız çok sinir bozucu sahiden.


İşe yaradı mı? Kesinlikle! Yaman bezini takmamı istemiyordu. Dönmek istiyordu ama artık onu tutup sabitlemekte zorlandığımdan şöyle dedim: "Aşağı inmek istiyorsun. Aşağı. Aşağı. Aşağı. Oyun oyun oyun istiyorsun. Yaman oyun. Yaman oyun." Sonra durdu. Tam da kitapta dediği gibi "Bir şey mi dedin?" bakışıyla. "Bezi takalım oynayacağız. Yaman Anne Oyun. Yaman anne Oyun. Yaman anne oyun" dedim ve bekledi.
Mucize gibi.



http://vimeo.com/13553831

Sömestr tatili ve hatasız kul olmaz

Sömestr tatili geldi ve biz anneanneni biraz soluklansın diye İzmir'e yolladık. Kadıncağız bayağı bir yorulmuştu artık. Gerçekten çok hareketli bir çocuk oldun Yamancığım. Senin çocuk unvanını kazanman ayrı bir güzel ama çocuk olurken bazen ne yapacağımızı bilmez hale geldiğimiz olmuyor değil. 
 
Seninle uyanmak ve bütün günü geçirmek bazen zor olsa da, evet kesinlikle çok güzel. Sabahları yanımıza gelip kahvaltı öncesi atıştırmalığının ardından sürüne sürüne yataktan iniyorsun ve o inmez parmağın havaya kalkarak ıh mesaisine başlıyor. Yani anlatın bu ne veya bunu bana verin de bir bakayım neymiş. Sonra seninle kahvaltı yapıyoruz, sonra baban çalışıyor evde çevirileri var bugünlerde, biz de seninle güç bela topladığımız kahvaltı sofrasının ardından senin odana geçiyoruz. Arabalarınla oynuyoruz (henüz çok kısa süreli), oyuncaklarına mama yediriyoruz, rutin aralıklarla odandaki tüm eşyaların adını soruyorsun, kitap okuyoruz (ki bu en çok sevdiğin aktivite ve benim ve babanın sevdiğine en çok sevindiğimiz şey)

Anneliğimin ilk günlerinde herkesin dediği şuydu (tabi bunu çevremizdekiler demiyor, okuduklarımız itibariyle biz söylüyoruz bunu) her zaman hata yapabilirsiniz, abartmayın. Bu aslında bir anda söyleniverilen bir cümle olsa da küçük hataları telafi etmesi zor olabiliyor. 

Çok ünlü bir annelik davranışı vardır. Çocuk yere düşer kafasını çarpar ve anne "ıh, ıh" diye döver çarpılan yeri. Bu hareketi ben başkalarında izlerken hiç tasvip etmediğim halde, Yaman'ın doğum günündeki şaşkınlık ve ördekliğimle yaptım bunu neden yaptığımı bile anlamadan. Kodlanmışlık ve bilinçaltımla açıklayabilirim en fazla bunu. Hatta Cem ve Ayşegül uyardılar "bunu yapma zira çocuk hep başına kötü gelen şeylerde başkalarını suçlama yoluna gidiyormuş" diye. Evet çok doğru. Ben de hemen Yaman'ın dikkatini dağıtmaya çalıştım. 

Peki şimdi noldu? Şu andaki bilgimle konuşuyorum, bunu annem yapmaz, ya yan komşuda gördü ya da yan komşunun çocuklarından birinden ya da ta doğum gününde benim sadece bir kez yaptığım bir hareket aklının bir köşesinde kaldı ve Yaman eşyalara ıh ıh diye vurmaya başladı. Neyse ki genelleme yapmış da olur olmaz yerde vuruyor. Şimdi önce mimik ve vücut dili ile ve tabi ki yumurcakça konuşarak onu vazgeçirmeye çalışıyorum bir de görmemeye ve dikkatini başka yöne çekerek. 

Peki Yaman genel olarak davranış konusunda nerede şu anda? 14. ayını doldurduğu bugün itibariyle Yaman için hareketli ancak genel anlamda uslu bir çocuk diyebilirim. elleme dediğimiz şeyleri genel olarak ellemiyor arada fire verdiğimiz olsa da. Sadece birkaç kez gözümüzün içine baka baka inatla yapmaya çalıştığı şeyler oldu, atma dediğimiz halde atmak ya da vurma dediğimiz halde vurmak gibi. Ama çocuk terbiyesinde tüm kitaplar ve okuduğum makaleler üzerine yemin ederim ki en önemli şey istikrardır. Bunu okuyan genç anne' Sakın pes etme ve istikrarını muhafaza et.