destekle ayağa kalkma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
destekle ayağa kalkma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2011 Salı

Anneanne vs Yaman








Anneannenle süper bir ikili oldunuz. Senin dilini öğrendi. Her gün yeni bir şey öğretti sana. Okuldan her geldiğimde hemen sana öğrettiklerini gösterdiği minik performansınızı izledim. Dışarıya çıktık gezdik dolaştık birlikte. Forum'a gittik gezmeye Eyüp'e gittik. Eyüp Sultan Camii'nin içinde gezindin emekledin yayıldın. Sonra biz anneannenin namaz kılmasını beklerken dışarıda sen kucağımda uyuyakaldın kafan düşmüş gitmiş ben de yüzün bana dönük olmadığı için farketmedim, oradan bir kız söyledi abla çocuk uyumuş diye. O zaman yüzünü bana döndürdüm kanguruda. Derin derin uyudun.
Sonra bir kere deniz kenarına gittik baban, anneannen, sen ve ben. Biz deniz kenarında çay içtik, boğazı ve balık tutanları gelen geçeni izledik. Sen de fosur fosur uyudun.
Pazara gittik birlikte sen artık ciddi ciddi dengeni kurabiliyorsun diye sana pazardan altı kaymayan patik çoraplardan aldık. Öyle rahat ettin ki. Pıt pıt pıt yürüdün bir oraya bir buraya, başın sıkışınca emekliyordun ama olsun.
Anneannen 6 Kasım'da bayram için İzmir'e gitmeden önce ayakta duruyor ve 15-20 adım atıyordun ama  bacakların yeterince güçlenmemişti henüz. Bir iki kez çömelip ayağa kalktın tutunmadan ve düşmeden ama 7-8 Kasım itibariyle adamakıllı yürüdüğünü söyleyebiliriz.

18 Ekim 2011 Salı

İlk adımlar, damacana, elektrik süpürgesi, muz ve ekmek

Yamanım canım oğlum, artık yürümeye başladın ciddi ciddi. Tabi hala destek olmadan olmuyor ama 17 Ekim günü ilk kez 12 desteksiz adım attın odanda kendi halının üzerinde. Ama İlk arabamla paldır küldür gidiyorsun istediğin yere.

En çok sevdiğin yer DVD. DVD Player'ı açıp kapamaya bayılıyorsun, mavi ışıklar çıkıyor ya içinde. Ama orası yasak. I ıııııı, Hayır Yaman deyince anlıyorsun. Iııııh diyorsun Türkçesi "gideyim ya lütfeeen", "bi kurcalayım" demek oluyor. Aynı anda da sevimli bir boyun bükme... Ama biz izin vermeyince birkaç sevimlilik denemesi o tutmazsa ağlarım bak denemesi yapıyorsun, kararlılığımızı görünce "tamam yahu gitmiyorum lanet olsun" deyip yanımıza geliyorsun.

Ha bir de dünden bu yana emeklerken kafayı iyice öne eğip hın hın diye heyecanlı heyecanlı emekliyorsun hedefine doğru.

Saklambacı çok seviyorsun. Koltuğun arkasına, battaniyenin, yorganın, çarşafın, tülbentin altına, kapıların duşakabinin arkasına saklanmayı pek seviyorsun.

Banyoyu çok seviyorsun neyse ki. Millet girerken arıza çıkarır sen banyodan çıkarken mızıldanıyorsun.

Bir de senin odanın tavan lambası püsküllü. Durup durup bay bay yapıyorsun lambaya, sana el sallıyor sanıyorsun galiba :)

Asansör delisisin. Biri dışarı gidiyorsa, sokağın kapısı açılıyorsa ve dışarı çıkılıyorsa hiç önemli değil kim olduğu. Gidivermek istiyorsun sen de onlarla birlikte. Asansöre bineceksin, düğmelere basacaksın ya, geride ana kalmış, baba kalmış anneanne kalmış umrunda değil.

Işıkları açıp kapatabiliyorsun, işaret parmağın hep havada prizlerin içine girmeye hazır.
Telefonlarımızın alarm saatlerini, melodilerini değiştirip, telefon rehberinin başındaki numaraları arayıp hatır sorabiliyorsun (!)

Yemek yerken illa ki önünde ilginç bir şey olacak yerken evirip çevireceksin bir yandan. Öyle boş boş oturup yemek yemeyi, kaşığın sana yaklaşmasını beklemek sıkıcı. Ha mümkünse kendin yiyeceksin tabi.

Köfteyi, makarnayı ağzına tıkıyorsun, ağzında yer yoksa işaret parmağınla içeri içeri kaktırıyorsun. Eti çok seviyorsun, bu sevgi babandan geçmiş sana; ama kuru üzümü hurmayı da çok seviyorsun. Muza hastasın resmen. O esnada başka bir şey yiyorsan ve muz gördüysen hemen çıkarıyorsun ağzındakileri, onu yiyorsun. Ekmeği çok seviyorsun. Veriyoruz kuru ekmeği kemiriyorsun garipler gibi.

Elindeki bir şeyi ver deyince hemen veriyorsunİ ama sonra geri istiyorsun. Ağzına bir şey tıktıysan biz ver deyince dilini dışarı çıkartıp elinle de siliyorsun dilinin üstünü.

Minik şeylere bayılıyorsun, düğmeler, iplik parçaları, kağıt parçaları, kartvizitler...

Katlanmış çamaşırları sevmiyorsun, çekmecenin içindeki tüm çoraplari pijamalar tek tek kulağından tutulup yerlere saçılıyor. Üstü üste duran şeyleri hemen yıkıyorsun, bir ara bayağı bir oynadık okey taşları ile. Ben dizip halının üzerine bırakıyordum sen de gidip tek tek deviriyordun desteleri.

Senden habersiz bir şey yapamıyoruz evde. Elimizde bir şey varsa, öyle hızlıca elden ele geçirsek ya da birbirimize atsak senin dikkatini çekmek için kesinlikle kar etmiyor. İlla ki gidip buluyorsun saklamaya çalıştığımız şeyi.

Damacanaya tutunup tutunup ayağa kalkıyorsun sonra da borusunu çıkarıyorsun. Bulaşık makinesini pek seviyorsun. bulaşık makinesi açılınca kaşıklığa buzdolabı açılınca da kapaktaki maya, kabartma tozuna saldırıyorsun.

Terlikler senin favorin. Hele de benim terliklerimin içinde silikon tabanlıklara deliriyorsun resmen. Hemen bir ısırık koparmışsın zaten kaşla göz arasında.

Sevincimiz, ışığımız, mutluluğumuz... Dün gece 1'e kadar ayrılmadın memeden, yatağa koyunca ağladın hep, sabah 6:30'ta kalktım. Ağlayacaktım uykusuzluktan artık. Ondan önceki gece de 3'e kadar doğru düzgün uyumadın, ikide bir uyandın. Ne yapacağız biz seninle bilmem.

Canımızın içi, akıllı, altın saçlı oğlumuzsun sen bizim.

Evde temizlik varken viledanın, elektrik süpürgesinin peşindesin. Geçen yardımcı kadını taklit edip halı silmeye kalktın onunla birlikte.

Odana saat astık; raf astık diye delirdin, durdun durdun onları gösterdin ıh diyerek.

Halının üzerindeki pandayı, ayıyı, pengueni gösterip ıh diyosun, yani adını söyleyin. O minik parmakları, meraklı gözleri yerim ben.

14 Temmuz 2011 Perşembe

Ayağa kalk ey bebek!

Eveet... bir sürü değişiklik, bir sürü taze haber.
12 Temmuz 2011 itibariyle ilk kez kendi çabanla bir yere tutunarak ayağa kalktın ve bu çok hoşuna gitti. Ayakta dimdik durmanın tadı hiçbir şeyde yoktur. Yine büyük laflar edesim geliyor oğlum senin her ilkinde olduğu gibi. Hep böyle tek başına dimdik ayakta durasın inşallah. Kimselere muhtaç olmadan kendi kendine giden kendini bilen bir koca adam olursun.
Yine aynı gün ilk kez dolap kapağı açtın, kapağı açarsam kapıyı da açarım diyerek bir de kapı açtın. Açtığın ilk kapı anneannenin koridor kapası, ilk kapak da anneannenin televizyon dolabının kapağı. Diliyorum ki kendisine kapak lazım gelen çok az kişiyle tanışırsın ve kapılarını hep sevdiğin insanlara, başarıya ve mutluluklara açarsın. Tabi sana da her akşam güleryüzle kapı açan sevdiceğin ve çocukların olur. Ooof of! Sus Hatice anne sus!
Benim en büyük maceram, canım oğlum o kadar güzel bir mutluluk ve ışıksın ki yüreğime aklıma, her şey artık yepisyeni seninle!