konuşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konuşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2012 Salı

Çocuğum konuşsun!

Çocuğun mümkün olduğunca erken konuşması ne işe yarar? Bir kere içindekileri içinde tutmak zorunda kalmayacağı için huzurlu olur sonra sizin "bu mu? yoksa bu mu? haaa buuuu!" diye en az sekiz tahminden sonra istediği şeyi anlamanızı beklemek zorunda kalmaz. Düşünsenize siz bile bu dünyanın yabancısı olmadığınız halde içinizde bir iki derdi biriktirseniz hemen " bir kaşık passiflora içeyim de kendime geleyim" derken; dünyaya henüz inmiş bebeğiniz ayağının tozuyla bir sürü şeye maruz kalıp bir de derdini anlatamazsa ne çilekeş bir minik insana dönüşür?

Özellikle söylüyorum beklenti içinde olmamak lazım çocuklarımız canı istedikleri zaman ve gerçekten hazır olduklarında yani onlara göre zamanı geldiğinde bir şeyleri yapabilecekler. Biz en fazla yardımcı olabiliriz onlara, tökezlediklerinde ya da yanlış yaptıklarında ellerinden tutup "olur öyle" demekle yükümlü kişileriz sadece. Yani onlara henüz olağan olmayan dünyanın herkes için ilk başta öyle olduğunu ama sonra herkesin "olayı anladığını" anlatmak görevimiz.

Bir kere hiçbir çocuk diğerine benzemez, gelişimi de benzemez. Yani karşılaştırma yapmak "abav filancanın çocuğu dahiymiş" demek çocuğunuza haksızlık etmek olur ve kesinlikle çocuklar bunu hissederler. Kitap en iyi arkadaştır bir aile için. Sahiden bir şeyler yapmanın sevinci oluyor ben Yaman'la kitap okurken. Babasıyla, anneannesiyle ve çevresindeki herkesle kitap okumak çok hoşuna gidiyor onun. Hem de benim gibi çocuğu biraz fazla (aralıksız yarım saatten fazla) çizgi film izleyince vicdan azabına bağlayan bir anne için gerçekten en çok zevk aldığım şey oğlumla kitap okumak. O bir şeyle röğrendikçe beynindeki nöronlar aksonlar sinapslar coştukça benim de coşasım geliyor. 0-3 yaş diye bas bas bağıran uzmanları çok seviyorum. 0-3 en güzel yaş aralığı. Çocuğunuz "bu ne?" deyince "holley beee! merak etti!" diye havalara sıçrayıp topuklarınızı birbirinize vurduğunuz bir dönem!

Kesinlikle çocuktur anlamaz demeden konuşun konuşun! Etrafınzda gördüklerinizi, gazetedki resimleri, parmaklarınızdaki çizgileri her şeyi her şeyi... Siz de ne cümleler kurabileceğinize şaşıracaksınız, içinizde bir Gülten Dayıoğlu bir Enid Blyton yeşeriverecek. Ve zaten ne yazsanız size hayran bir çift böcük göz var size bakan, tazı gibi dikilmiş iki ısırılası kulak.

12 Haziran'da başlamışım bu yazıya, yaklaşık iki ay önce yani birkaç da örnek eklemişim o zaman için. Hani amaaan çocuğa u öğretilmez,anlamaz o söyleyemez o diyenler için örnek olsun. Yemeği mama uykuyu nennen diye bilmesine gerek yok ben de yaşayarak öğrendim bunu.

"Bu sözcükler Yaman'ın odasındaki halıdan öğrendikleri: Pasifik Okyanusu, Atlantik Okyanusu, Hint Okyanusu, İglo, Eskimo, Piramit.

Bunlar da aldığımız "Keşfedin, Büyük Makineler" serisinden öğrendikleri: Döner Kepçe Tamburu, Delgi makinesi, çalı budama makinesi, kök sebze hasat makinesi, damalamassitemiyle ilaç püskürtm earacı, paletli düz kepçe vs. Bir şantiyeye stabaşı olacak kadar bilgisi var artık :)

Anneannesi Yaman'a masal anlatırken masal bitti diyormuş.. Bitti kelimesini masalın bitmesiyle bağdaştırmış olacak ki, ben "evet annecim o kadaaaar "dedim. Yaman da: "O kadar. Bitti. Masal bitti." dedi. Bu tür geçmişe dönük anıları, sözcükleri hatırlaması pek güzel pek eğlenceli, nasıl da hoşuma gidiyor.

4 Mayıs 2012 Cuma

Dilsel gelişim cross check

İlk cümleler
Işık nan! = Işık yan!
Anne ge! = Anne gel!
Kapı aç!
Kamyon kepçe kaja!= Kamyon ve kepçe kaza yaptı

Favori kelimeler
Ben en çok bi daa bidaa ve bişii demesini seviyorum arka arkaya söylüyor. Bir de aaaa? diyor ilginç bir şey görünce.

Bağımsız oyun oynama durumu
Kendi kendine oynamaya başladı. Efendim güya arabalar kaza yapıyormuş. Olay mahallinden de Yaman geçiyormuş ve örümcek hisleriyle olaya müdahale edip polisi arıyormuş. Senaryo böyle. Yaman hemen "avoo pıliiis" diyor. Heeen heeen diyerek dolaşıyor evi elinde arabayla. Kajaa kajaa diyor. Sonra da  avoo poliiis diyor.

Beşer isimleri
Dün komşumuz Gülcan ve Emine geldiler çay içmeye. Cücan ve E-mi-ne dedi. Şimdilik Ali, Osman, Ayşe, Onuuğ, Gökan, Hatici, Nuyi, Nuuşen, Jim, Ahmet, Yeco, Kurbiş, Pepe, Şila, Şuşu, bebe diyor.

Kişisel bilgiler
Babanın işi ne Ma-ki-ne
Annenin işi ne Öömen

Zamirler
Bu ara beni odaya çağırırken "ben gee" diyor. Bu zamir işi zor zanaat sahiden. Ben benim sen de sensin  Yaman deyince haaaığ? dedi garibim :)

Geometri
Üçgen
Kayee
Daaaye

Aağıdaki kısa filmimiz bir çilek yeme seansınsan alıntıdır :


16 Mart 2012 Cuma

Benim çocuğum tuhaf ve ben onu seviyorum!


Eveet nasibinden sonra sıra geldi tuhaflığına. gerçi her çocuk yaşı ile tutmadığı düşünülen her davranışında tuhaf ve üstün zekalı diye tariflenir muhakkak ama, bu sahiden tuhaf. 

Bir kere insanın ilk kelimeleri ne bileyim köpek, kedi filan olur, hani sıradan şeyler. Yaman'ın ilk kelimesi anne, baba ve üçüncüsü tahta! Evet tahta! Ben yatağına vurdum bak annecim bu tahta dedim. o da tak tak vurdu ve tahta dedi. Neyse ki sonra daha işlevsel bir kelimeye geçiş yapabildi, dede dedi. 

Bir diğer örneği yakın zamanda yaşadık. Buzdolabının magnetleriyle oynuyordu hep. Özsüt'ün bir magneti vardı. "Ih?" dedi yani "bu ne?" ben de "Özsüt annecim" dedim. Hooop bizimki bu kez "Özsüt" dedi, ağzını sevimli bir şekilde büzüp z ve s sesini bastıracağım, iki tuhaf ünlü sesi de çıkaracağım diye dişlerini sıkıştırarak. 

Bir diğer kelime de matkap. Yaman'a aldığımız kitaplarda matkabın resmini gösterip "dzzzt" diye deleriz diyorduk elimizi tabanca gibi yapıp. Annem, bir gün hava güzelken hem çamaşırları asayım, hem de çocuk balkonda biraz güneş görsün diyerek Yaman'ı giydirmiş balkona çıkarmış. Bizimki babasının alet edevatının olduğu raflara bakarken birden matkabı görmüş. O kitapta gördüğü şeyin gerçeğini görünce çok büyük bir sevinç yaşamış. Kesin içinden şöyle dedi: "Hobaaaaaa!!Bu sahiden varmış yahu!" Makkap makkap demiş, tutturmuş onu ver diye. Tam olarak şöyle demiş bir anneme bir matkaba bakıp: "Ih! Ih! Ih!" Annem çekinmiş, hani sonuçta pek de hijyenik bir şey değil, küfü pası vardır diyerek; ama bizimki durmayınca napsın mümkün olduğunca silerek koymuş Yaman'ın önüne. Annem sahnenin devamını "kendinden geçti" diye nakletti. Bir yarım saat sadece evirmiş çevirmiş, sesi bile çıkmamış. Basmış, tutmuş, çekmiş, ellemiş, kurcalamış. Artık eve girme vakti gelince ip cambazı gibi oynatmış kadıncağızı, zor almış aleti elinden. 


Ben okuldan gelince anlattı bunu, öldüm gülmekten. Bizimki de yanımızda, olaydan bahsedince anıları depreşti herhalde, tutup elimden götürdü  beni balkonun kapısının önüne "makkap, makkap" diye diye giderek yükselen, ya vermezlerse naparım endişesiyle aynı zamanda sertleşen bir sesle "makkap" da "makkap". Neyse sonunda ben de pes ettim, koydum matkabı önüne yine aynı sahne yaşandı: şuurunu yitirip inceleme evresi.


Çok seviyorum oğlum seni...

2 Ocak 2012 Pazartesi

Marifetler 13. ay

Eveet Artık 2012'deyiz. Bugün 2 Ocak. Anneanneni hastaneye götürmüştük kontrol için. Hastanenin merdivenlerinden inmek çok hoşuna gitti. İlk kez merdivenden indin. 

SÖYLEYEBİLDİĞİ KELİMELER
Anne, baba, dede, tahta, mama, meme, aba, gel, git, hatice, nenene (anneanne)

MANUEL BECERİLER
Tükenmez kalemi açıp kapama
Düğmelere basma 
Masanın üzerindeki şeyleri çekme
Küçük nesneleri ve iplikleri tutabilme 
Kalemle halı üstü duvar ve kağıtları karalayabilme

TANIMLAMA BECERİLERİ
Telefon çalınca elini kulağına götürüp telefon hareketi yapma
Sıcak şeyleri görünce cıs anlamına gelen hıs!
Çamaşır makinesini görünce vuuu
Arabayla oynarken ıııın
Şaşırınca ah deme
Küveti görünce bıcı bıcı hareketi yapar
Pisi pisi deyince ve kedi görünce pisi hareketi ve pencereden dışarıyı gösterme
Buzdolabının üstündeki resimlerimizi tanıyıp anne baba der
Bezini gösterip e! Der
Bezini gösterip öff kokuyor deyince burnunu tutup solur
Lazımlığını gösterip e! Der
İnek görünce mooo der
Ağzını sil deyince ıslak mendille ağzını siler

SEVİMLİ MARİFETLER
Adam gibi otur deyince bacak bacak üstüne atma
Halının üstündeki saat resmini gösterip sonra da duvarındaki saati gösterme
Ah başıma gelenler aaah aah deyince ebaşını ellerinin arasına alıp sallana
Bıktım senden deyince yaka silkme
Hayır deyip parmak sallayınca aynısını yapma
Öpücük atma
Yaman yok deyip üstüne örtü örünce hiç kıpırdamadan bekler
Banyoda ayaklarını yıka deyince ayağını tutup banyo fırçasıyla yıkar

CEVAPLAYABİLDİĞİ SORULAR
Kaç yaşındasın? Parmağıyla 1 yapar.
Yaman kim? Ben deyip kendini gösterir
Ağzın, burnun, göbüşün, ayakların, gözlerin, saçların kulakların nerede deyince gösterir
Nasıl bıcı bıcı olunur deyince elinle saç yıkama hareketi yapar
Çak deyince elini açar
Beş yap deyince parmaklarınla beş yapar
Kitabındaki deniz yıldızına "dız" der
Kitabındaki kız çocuğunu öper
Senin aklın nerede deyince kafasını gösterir
Anneannen sana nasıl kızıyor deyince parmak sallar
Sevimli bir şey görünce ayyy der

HUYLAR
Uyku emerek, bebek arabasında
Yüzü koyun uyur, deli yatar
Yastıklara ve yorganlara gömülmeyi çok sever
Hurmayı, kuru üzümü, muzu, yoğurdu, eti, balığı, ekmeği ve galetayı çok sever
Bir şey yemeden önce tadına bakar, beğenmezse çıkarır
Asansöre binmeyi çok sever
Atta deyince ağlıyorsa susar, kapı açılınca herkesten önce koşar
Biz eve gelince çığlık atarak koşar
Düzenli, üst üste sıralı şeyleri sevmez hemen bozar. 
Kapağı açılabilen, iç içe geçen alengirli şeyleri çok sever
Banyoyu ve suda çırpınmayı çok sever
Saklambaç oynamayı çok sever
Koş koş koş ya da yakalıcam yakalıcam deyince çok heyecanlanır ve çığlık atar
Müzik duyunca dans eder
Kitap okumayı sever, bütün kitaplığı yere indirip tek tek açar


İlgisini çeken şeyler
Küçük mutfak aletleri
Gözlükler
Telefonlar
Anahtarlar
Işıklı sesli her şey
Hayvanlar
Çocuklar
Parfüm şişeleri, kremler,
vidalar, keskin sivri ve tehlikeli her şey
kapaklı her şey
buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi10
Sevmediği şeyler
Fazla tüylü hareketli şeyler
Yapraklı büyük bitkiler
Süs çiçekleri

Korktuğu şeyler
Elektrik süpürgesi, blendır, ani hareketler ve yüksek sesler

Muzurluklar yasak olan bir şeyi yapmaya yeltenmeden önce gelip sırnaşır çeşitli sevimlilikler yapar

22 Eylül 2011 Perşembe

10 ay marifetnamesi

Yaman tay tay duruyor 1 haftadır. koltuktan koltuğa geçiyor tutuna tutuna :) gol, mama, meme, baba, bam diyor. ah başıma gelenler, başbaş, bitti, pisi pisi, gel, bu, fışfış kayıkçı işaretlerini yapıyor, müzik duyunca dans ediyor. köfteyi, tavuğu, makarnayı, kuru& taze meyveleri kendisi yiyor. suyu yudumlarken kaşlarını kaldırıyor. cüzdan kurcalamayı çok seviyor, kapak açabiliyor, çekmeceleri dolap kapaklarını açıp kapatıyor, lazımlıkta işi bitince ayağa kalkmak istiyor. hiç şeker yemedi, kabloları kemiriyor, prizlere parmak sokuyor, kocaman odada gidip en kafa çarpılası yerlere gidiyor. gitmesini istemediğimiz yere "ı ı, cık cık" deyip parmağımızı hayır anlamında salladığımızda gitmiyor.



14 Temmuz 2011 Perşembe

Mam mam mam - mem mem mem

Bugün seninle Beyhan Teyze ve Dilek Teyze'nle buluşmak üzere Agora'ya gittik Belgin Hoca da oradaydı. Kahve Dünyası'nda oturduk, muhabbet ettik dedikodu yaptık. Ama günün yıldız sendin tabi ki. Herkes seni sevdi, "aman da aman" "şşt" "sen ne sevimlisin, gel bakiim" şeklindeki sataşmalara maruz kaldın gün boyu. 


Beyhan Teyzen güya hamile ama 4 ayda ala ala 1 kg almış. Çok güzel bir hamile olacağına eminim. Lüleburgaz'daki doktoru %51 erkek demiş bebeği için. Çok kesin konuşmuş değil mi anneciğim? :) 
Onlardan ayrıldıktan sonra gezdik gezdik seninle, arabanın içinde zaman zaman slinginde ama hep efendi efendi oturdun. Otur otur canın sıkıldı ve bugün yani 14 Temmuz aksiyonsuz geçmesin diye, yeni bir şey söyledin. Mem mem mem, mam mam mam! Dönüşte bir külah yedin. Bir de banyo yaptın, şimdi mışıldıyorsun içeride. Seni çok seviyorum bıdığım benim :) 

       

30 Haziran 2011 Perşembe

De da ge kihhhh!!!

Artık De de de da da da ge ge kkkkkihhhh seslerini çıkartabiliyorsun. Çok eğleniyorsun. Yuvarlanıyorsun, emekliyorsun, kendi kendine oturabiliyorsun, hatta tutunup ayağa kalmaya çalışıyorsun. Bu arada gün içinde neredeyse iki bez kullanıyoruz ve tüm çişini kakanı lazımlığa yapıyorsun. Afferin sana :)

16 Haziran 2011 Perşembe

Ge Ge Ge!


Baban İstanbul'da, bizi İzmir'e bıraktı sen anneannenleri babaannenleri gör diye. Babaannenlerde kaldığımız bugün, baban seni aradı. 3G ile konuştunuz babanla. Artık "konuştunuz" diyorum zira sen de konuştun. Babana (yada telefona emin değiliz bu konuda) "Ge ge ge" dedin ve delicesine emeklemeye başladın telefonun olduğu yöne. Suratında telefonun çok lezzetli bir şey olduğu ve senin de onu yemen gerektiği gibi bir ifade vardı. Sanki bütün vitamin ve mineraller telefondaydı da biz sana onu vermiyorduk. Öyle bir hırs vardı yüzünde. Bu anın tekrarını en yakın zamanda görüntülemem lazım.
Bugün ilk kez biz gel dedikçe "ge" dedin. Bilinçli olarak konuştun, resmen konuştun! :)

Bugün zor günlerinden biriydi. Gündüz uykunu uyumadın, mızırdandın, diş derdi kaka derdi hepsi birbirine girdi. Bezsiz bir bebek olma çabaların devam ediyor. Özellikle de kaka konusunda çok belirgin işaretler veriyorsun seni tebrik ederim.
Söylediğin bu ilk sözler (ki aslında aynı sözün tekrarından ibaretti) insanda bununla ilgili bir dilekte bulunma isteği uyandırıyor:

Canım oğlum, umarım ağzından çıkanı kulağı duyan, güzel konuşan, kendini güzel ifade eden ve on düşünüp bir söyleyen insanlardan olursun. Hayatında bol bol seni seviyorumlar, teşekkürler, oh be dünya varmış lar, yaşasınlar ve iyi kiler olsun.