Beslenmek çok önemli oğlum. Benim dünyada en çok sevdiğim şey meyvedir. Çok meyve yedim oğlum ben sen karnımdayken, herhalde sen de çok seversin.
Bir de badem çok yedim, süt ve süt ürünlerini söylemiyorum bile. Sen yiyebildiğin zaman sana bir sürü meyve püresi hazırlayacağım. Bunun için geçen gün Elif Teyzen geldiğinde bir sürü hediyeyle birlikte bir de gitmiş cam rende almış. İddiasına göre pek zor bulunan bir şeymiş. Babaannense aksini söyledi.
Elif Teyzenin sana aldıklarını bir liste yaparsak şöyle bir şey çıkıyor. Eksiği var fazlası yok öyle diyeyim.
21 Ekim 2010 Perşembe
Anı defteri
Seninle ilgili yazmak o kadar güzel ki oğlum, bu blog yetmedi bir de eline alıp bakabileceğin bir şey olsun istedik. Ne zamandır internetten araştırıp duruyordum. Bebeğin yaşadığı şeylerle ilgili bir sürü defter yapmışlar çeşit bol ama bize hitap eden bir tek bu vardı.
Çizimleri içeriği çok hoşumuza gitti babanla. Şu an sadece ilk sayfasına yazabiliyoruz çünkü ben gelmeden önceki düşünceleriniz diye bir bölüm var bize uygun olan. Ama daha ne yazacağımıza bir türlü karar veremedik. Baban ısrarla erteliyor, ben de elime kalemi alıp sayfaya bakıp duruyorum.
Diğer bölümleri seninle yaşadıkça doldurabileceğiz. İçimde taşıyorum seni ama hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Çok tuhaf bir şey bu. Eldeki verilere göre akıllı ve eğlenceli bir çocuk olacaksın ama tabi bunlar çok afaki söylemler :)
Kendi çocukluğumuzla ilgili bir sürü şey var unutulan, nasılsa yazılır, nasılsa bir fotoğraftır çekilir denip durulmuş galiba. Benim zaten pek resmim bile yok bebekliğime dair, babanın çok resmi var ama, senin de olacak bir sürü resmin :)
Çizimleri içeriği çok hoşumuza gitti babanla. Şu an sadece ilk sayfasına yazabiliyoruz çünkü ben gelmeden önceki düşünceleriniz diye bir bölüm var bize uygun olan. Ama daha ne yazacağımıza bir türlü karar veremedik. Baban ısrarla erteliyor, ben de elime kalemi alıp sayfaya bakıp duruyorum.
Diğer bölümleri seninle yaşadıkça doldurabileceğiz. İçimde taşıyorum seni ama hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Çok tuhaf bir şey bu. Eldeki verilere göre akıllı ve eğlenceli bir çocuk olacaksın ama tabi bunlar çok afaki söylemler :)
Kendi çocukluğumuzla ilgili bir sürü şey var unutulan, nasılsa yazılır, nasılsa bir fotoğraftır çekilir denip durulmuş galiba. Benim zaten pek resmim bile yok bebekliğime dair, babanın çok resmi var ama, senin de olacak bir sürü resmin :)
10 Ekim 2010 Pazar
Çantalarımız hazır
Babaannenle birlikte ütülediğimiz kıyafetlerinden hastanede kullanılacaklardan oluşan yeşil çanta senin. Zıbınlarını, bezlerini, şampuanın, çoraplarını, battaniyeni özenle dizdik çantanın içine. Baban tabi ki başımızda müfettiş edasıyla bekledi. Çoraplarına kadar uyumlu olmak üzere üç takım koyduk, umarım seni güzel giydirirler orada. Diğer çanta da benim. Gelecek olursan çantaları kapıp yola çıkacağız.
Odan neredeyse hazır. Yatağın, çarşafların, alt açma düzeneği ve dolabın tamam. Yarın perdelerini alacağız. Artık gelip o odaya yerleşmen ve bizi eğlendirmen gerekiyor.
Bugün baban karnıma kulağını koyup dinledi seni. Hıçkırıyorsun zannettik; ama yine hareket edip duruyormuşsun. Baban böyle anlarda halay çektiğini iddia ediyor. Seni şaşkınlıkla dinlerken öyle güçlü bir tekme attın ki onun yanağına, kalakaldık. Bak burada 34. haftandasın.
Geçen günkü market alışverişinde tahta harflere rastladık. Hemen aklıma senin adının harfleri geldi. O an anladım ki bundan sonra görüp göreceğimiz tüm harfleri senin adına uydurmaya çalışacağız.
3 Ekim 2010 Pazar
Az kaldı...
Oğlum,
Günler rüzgarda bırakılmış kağıt tomarları gibi uçup gidiyor. Çok uzun zaman varmış gibi geliyordu ya, artık öyle değil.
Artık göğüs kafesim gerçek bir kafese dönüştü. Bazen ciğerlerim sıkışıyor. Havada asılı kalmış nem nefes almamı zorlaştırıyor. Uzun süre oturur pozisyonda kalınca ayağa kalkıyorum, çok hareket edince de yoruluyorum. Komik bir durum aslında. En komiği de yatakta dönerken kendimi ters dönmüş bir kaplumbağa gibi hissetmem ve yürüyüşümün bir penguene benzemesi.
Artık 32. hafta bitiyor. Odan boyandı, yatağın yorganın hazır. Odan için bir dümen aldım. Duvara mı asarız yoksa yatağına mı henüz karar vermedim. Bir de can simidi şeklinde saat. Hastanede ikram edilecek bebek şekerlerin hazır. Altın yastığını, nevresimlerini hazırladık, ben de kapı süsü yaptım sana. İsmini keçeden yazdım, babaannenler çitleri buldular, anneannen de simit kısmını yaptı.
Sanıyorum gaza gelip bir iki gün içinde hallederiz geri kalanları.
Baban şimdi iş gezisinde birkaç gün içinde gelip odanı hazır hale getirecek.
2 Eylül 2010 Perşembe
Alışveriş
"Tekmelenmek çok güzel bir şey" desen herhalde herkes "deli mi ne?" diye bakar; ama gittikçe güçlenen, beni bazen uykumdan uyandıran ve hatta sabahın köründe kaldırıp bir şeyler yediren tekmelerin sıklaşıyor. Güçlü bir bebek olacaksın herhalde.
Dün babaannenlerde iftardaydık. Dedenle babaannen yazın giyesin diye bir sürü şey almışlar sana. Pek sevimli, kullanışlı daha sen içinde yokken bile bizi heyecanlandıran şeyler. 7. aydayız ya artık herkesi aldı bir heyecan. Babaannen ve anneannen yavaştan doğuma hazırlanmamız konusunda ısrar ve heyecan içindeler. Baban daha ağırdan alma yanlısı “Daha vakit var nasılsa” diyor. İçgüdülerim bu tür konularda baba/anneanneleri dinlemenin mantıklı olduğunu söyledi ve biz (babaannen, anneannen, baban ve ben) iftarın ardından dolu ve mutlu midelerimizle Özdilek mağazasına gittik.
Oğlum, neyse ki kız reyonuna girmek zorunda değiliz. Gerçekten deli işi! O kadar çok çeşit ve o kadar çok kurdele var ki her yerde… İnsanın kafası karışıyor, ne yana bakacağını şaşırıyor. Zavallı erkeklere ayrılan, nispeten daha az çeşidin içinden çok güzel şeyler aldık sana. Hastanede sana giydirecekleri zıbın denen ve hayati önem taşıdığına hepimizin kani olduğu özel judo gömleği benzeri şeyden aldık. Kafa kol koordinasyonun çok iyi olmayacağı için pratik bir şey bu zıbın. Hastane çıkışı setin hazır. Salyalarını rahatça etrafa saçasın diye ağız bezlerin, elini yüzünü çizme diye minicik eldivenler...
Elif Teyzenlerle gittiğimiz Didim dönüşü Ceylan'a girip önümüzdeki yazın tişörtlerini aldık. Orada biraz coşmuş olabiliriz; ama o kadar da olsun. Seçtiği tişörtlere bakılırsa baban seni çok havalı bir minik adam yapma konusunda kararlı. Oradan çıktığımızda arabayı kenara çekti "Hadi hepsini çıkarıp tek tek bakalım bi daha" dedi. Çıkardık torbalarından aldığımız şeyleri sevdik, beğendik, geri koyduk.
Bazen ona bakıyorum da senin için bir şeyler alırken seçerken, çok farklı ve daha mutlu bir adam oluveriyor. Bu daha sen gelmeden böyle, demek bir gelsen çok eğleneceksiniz birlikte.
Elif Teyzenlerle gittiğimiz Didim dönüşü Ceylan'a girip önümüzdeki yazın tişörtlerini aldık. Orada biraz coşmuş olabiliriz; ama o kadar da olsun. Seçtiği tişörtlere bakılırsa baban seni çok havalı bir minik adam yapma konusunda kararlı. Oradan çıktığımızda arabayı kenara çekti "Hadi hepsini çıkarıp tek tek bakalım bi daha" dedi. Çıkardık torbalarından aldığımız şeyleri sevdik, beğendik, geri koyduk.
Bazen ona bakıyorum da senin için bir şeyler alırken seçerken, çok farklı ve daha mutlu bir adam oluveriyor. Bu daha sen gelmeden böyle, demek bir gelsen çok eğleneceksiniz birlikte.
Gerçi bu, bütün ailede böyle. Eşyalarının içinde durduğu sepeti coşup coşup çıkarıyoruz yerinden. "Hadi eşyaları sevelim bakalım nelerimiz varmış?" diye. Hayatımda duyduğum en saçma bahane bu; ama herkes inanıyor tuhaf bir şekilde. Hepimiz biliyoruz işte nelerin olduğunu, kimi kandırıyoruz değil mi? :)
Bu arada tabi ki örgüler, hediyeler başladı. Çok şanslı bir çocuksun sen. Anneannen ve babaannen "kısmetli" diyorlar sana. Hep böyle devam eder şansın umarım.
Kuzenin Yaren telefonda seni soruyor.
"Yaman napıyor?"
"Oynuyor, takla atıyor"
"Biz ona bir sürü şey aldık, ama anlatsam da anlamazsın"
Bana anlatmadı, babana anlattı ve anladık ki tulum almış sana. Tulum biraz fazla karışık mı geldi ne?
Kuzenin Yaren telefonda seni soruyor.
"Yaman napıyor?"
"Oynuyor, takla atıyor"
"Biz ona bir sürü şey aldık, ama anlatsam da anlamazsın"
Bana anlatmadı, babana anlattı ve anladık ki tulum almış sana. Tulum biraz fazla karışık mı geldi ne?
1 Ağustos 2010 Pazar
Sakla & arşivle
Benim küçüklüğüme dair aşı kartlarımdan başka bir şey yok elimde. Çok isterdim fotoğraflarım olsun, test sonuçlarım olsun... Nereden nereye diyebilmek ve bir zamanlar küçücük bir insan olduğuma dair somut bir şeyi ellerimle tutabilmek güzel olurdu. O yüzden anneannene durmadan anlattırırım küçükken nasıl olduğumu. O da hiç usanmadan anlatır durur, şöyle tatlıydın, böyle sevimliydin diye.
Şimdi hastaneye her gidişimizde, her test sonucunu ve yazılı her şeyi saklamaya çalışıyorum. Şimdiden yavaş yavaş kalabalıklaşan bir dosyamız oldu. İleride senin pirinç kadar olan halinden, ilk patiklerine kadar bir sürü şey gösterebilmeyi istiyorum sana.
Bak bu ailece ilk fotoğrafımız:
Gördüğün gibi pek bir neşeliyiz. Babanın duruşuna baksana, nasıl da kasım kasım kasılmış. Fotoğrafı babaannen çekti. Çok heyecanlıydık ve daha o kadarcıkken oldukça geniş bir yer zaptetmeye başladın hayatımızda. Bunun boyutlarınla orantılı gideceğini düşünürsek, işimiz gücümüz ve birçok şeyimiz sen olacaksın.
Burada sen 6 haftalıksın henüz, bir Basmati pirinci kadarsın. Doktora gittiğimizde en azından mercimek kadar olmuştur diyorduk senin için ama mercimek dediğin bayağı büyük bir şeymiş. Öyle ha deyince mercimek olunmuyormuş. O kadarcıkken kalbin başladı atmaya. Minik bir ampül gibi yanıp sönen bir şey gösterdi doktor "Bu kalbi" dedi. "Öyle diyorsan öyledir doktor" dedik :)
Şu an pek sınır tanımıyorsun büyüme konusunda. Gittikçe büyüyorsun, durduramıyoruz :)
İlk tekme
Doktorun Gökalp Tokaç 20. haftadan itibaren hareketlerini hissedeceğimi söylemişti. Gerçi baban her "Acaba bu şey tekme miydi?" soruma "Gazdır o gaz" cevabıyla yaklaştığı için belki daha önce de atmıştın bir iki tekme ama biz bilemedik.
Adamakıllı ilk tekmelerin, Selen Teyze'nin düğününün olduğu gün başladı. 20. haftaya girdiğin ilk gün, 2 Temmuz 2010.
Güçlü bir bebek olursun umarım. Şimdilerde orada olduğunu gayet iyi hissettirmeye çalıştığına göre, herhalde öyle olacaksın.
Adamakıllı ilk tekmelerin, Selen Teyze'nin düğününün olduğu gün başladı. 20. haftaya girdiğin ilk gün, 2 Temmuz 2010.
Güçlü bir bebek olursun umarım. Şimdilerde orada olduğunu gayet iyi hissettirmeye çalıştığına göre, herhalde öyle olacaksın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




