Anne olarak ilk kez çalışmaya başladım. Çok zor geldi gitmek bir o kadar da kutlu bir gündü benim için, zira bir senedir sosyal ortam dediğin şey facebook'ta takılmaya tekabül eder olmuştu. Gerçi gebe gebe benim kadar gezen var mıdır, çocuğu 35 günlükken kim yılbaşı eğlencesine gider bilinmez; ama özellikle İstanbul'a geldiğimizden bu yana benim için dışarıya çıkmak bir hazırlıklar silsilesi ile eşdeğer olmuştu. bez, ıslak mendil, sus ve yedek kıyafet olmadan kesinlikle dışarı çıkamaz olmuştum. Hem yeni okula gitmek yeni insanlar tanımak hem de benim için yepisyeni İstanbul trafiğiyle can ciğer olmak biraz ürkütücü bir başlangıç menüsü olmuştu doğrusu. İlk günler evden okula gidebiliyorken okuldan eve dönemeyip ya Edirne'ye ya da Anadolu yakasına doğu seyirtme şeklinde üstün bir başarı sergileyerek babanın takdirini kazandığımı da eklemeliyim. Ancak asıl takdiri yanlışlıkla saptığım güzergahta o saatte civcivli trafiğin göbek yerinden, eve kadar tek bir çizik almadan gelmekle kazandım.
İkinci hafta başka bir okulda eğitim almak üzere başka bir güzergahtan git gel yaptım; hem de maşallah dilimi ısırayım bol kamyonlu bir güzergahtan sağ salim çıktım.
Tüm bu maceraların ötesindeki güzellik ise öğlenleri eve gelip seni emzirebilme fırsatımın olmasıydı. Sen iki hafta daha rahat rahat anne sütü alabil diye her öğlen ciddi bir yolu gittim geldim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder