5 Kasım 2010 Cuma

Vedat Milor vs Baban

Senin baban çok etobur bir insandır. Canı her koşulda et çekebilir. Televizyonda et gördüğü zaman hemen canı et ister, salyaları akar, hadi bunu geçtim biri bahsederse bile içi gider. Hele de sulu et, kuzu çevirme, lime lime dökülmüş, kemiği silkeliyorsun et kemikten ayrılıyor dedin miydi baban biter, vücudundaki bütün protein çekilir, kolesterolü düşer.

Bu konuyla ilgili olarak televizyonda en sevdiği şeylerden bir tanesi Vedat Milor adlı degustatör ve gurme adlı NTV'de program yapan bir adamı izlemek, adamın yaptığı her eleştiriye mukabil adama kızmak ve onu hem her şeyi yiyip içip hem de hiçbir şeyi beğenmemekle suçlamaktır.


Pırogram geç yayınlandığından ötürü canı hep bir şey çeker; ama ben yemesine engel olurum ve aramızda şöyle diyaloglar geçer:
(Televizyonda Vedat Milor ve tanıttığı restaurantın sahibi konuşuyor) RS - Efendim etin sulu olması lezzetli olması demektir; ancak Kayserililer eti iyi pişmiş seviyor.
VM - (Küşnemesini iştahla yemektedir) Ben az pişmiş severim içi pembe olacak.
Bu sırada meyve yemekteyizdir. Babanın salyaları kendini fütürsüzce salmıştır, midesi durmamacasına sinyaller göndermektedir beyne. Baban dolar dolar dolar ve sonunda çözülür:
- Hayatım dolaptaki tavuğu yiyebilir miyiz? Hem et hem ızgara olduğu için sağlıklı. (Hani belki yer, ben zarfımı atayım taktiği)
- Hayır hayatım olmaz çünkü saat 11 oldu. En fazla süt içebilirsin.
- Bi' kokoreç yiyelim o zaman bari (Son bir debelenme, minicik bir umut)
- Süt ya da meyve.
- ##***!!!

Benim canım meyve çeker, zeytinyağlı yaprak sarması ya da kabak çiçeği dolması çeker, badem ceviz çeker. Yine canımın kuru üzüm çektiği bir gün baban şöyle dedi:
Nasıl bir damak zevkin var senin ya? İnsanın canı kuru üzüm çeker mi? Et çeker, ızgara çeker, kavurma çeker. Oğlum bir gelsin dünyaya ben onu etle, kavurmayla kelle paçayla besleyeceğim.

Büyü de şu babanla bahçede tandır yapın, kuzu çevirin be oğlum! :)

Hiç yorum yok: