4 Ağustos 2012 Cumartesi

Oy oy sorular!!

Yaman'ın 3 yeni sorusu:

Neden'li ilk soru: Anne neden çiş yapıyoruz?
Nasıl'lı ilk ilginç soru: Anne şimşek nasıl çakıyor?
Nerede'li ilk ilginç soru: Anne uzay nerede?

Titayyöyden tiyaktöye!

Yaman köyü çok seviyor, toprakta debelensin, suda çırpınsın, badem kırsın, yalınayak dolaşsın bayılıyor! ama köye gitmek istemesinin en büyük nedeni, Mesut Dayı'sının traktörü. İlk gittiğimizde ki bundan 3 hafta öncesine kadar titayyöy diyordu traktöre şimdi tiyaktöy diyor. Babası da traktöre bindirmiş Yaman'ı. "Poz ver bakalım" demiş, bunlar çıkmış işte! 
  
  
  
  
  
  

Yaman'ın traktör bilgisi Benzin gösteygesi, hız gösteygesi, hayayet gösteygesi, vites, diyekson, kontak anahtayı, koyna, teteylek, jant, somun, egzoz, çeki demiyi, fay, tampon, çamuyluk

İlk tıraş


    


 

Yaman'ın uzun süredir çevresindekiler tarafından kız sanılma psikozu sona erdi sonunda. Bana kalsa hiç kestirmezdim. Tepede topladığım saçlarıyla samuray gibi dolaşması hoşuma gidiyordu itiraf ediyorum, ama hiç rahat değildi çocukcağız, zira devamlı eli saçlarındaydı.



Sonunda 3 Ağustos Cuma günü oğlum ilk erkek tıraşını oldu. babası pek sevdiği Narlıdere'deki Feridun Berber'e götürdü bizi.

Adam terzi kendi söküğünü dikemez hesabı uzun saçlıydı, sıra dışı bir berber profiliydi dolayısıyla. Berber dükkanı arko tıraş sabunu kokuyordu buram buram. Yaman pek hoşlanmadı ilk önce ama çok fazla arıza çıkarmadı. Suratını buruşturdu, homurdandı, biraz da bağırmayı denedi ama "aa bu neymiş? aaa tıraş makinası! aaa bu da nesi? a aa bu da bir saç kurutma makinesi!" derken adam şipşak hallediverdi tıraşı. Resmen eli yüzü açıldı çocuğun :)

Berberden sonra Urla'daki eski komşuları görmeye gittik. Ayşe Abla'ya söyledik çocuğu tıraş ettirdik diye. "İyi etmişsiniz canım, bu yaşta çocuğun saçını kesmezsen bütün vitamin saçına gider" dedi. Yaman'ın bütün vitamini kabuğunda diyecektim, tuttum kendimi :)))



         
    
     
  
   
  


Top patladı Yaman!


Babası gelince hep birlikte üzüm şeftali ve doğanın diğer bereketlerinden faydalanmak için köye gitmiştik.  Ramazan sebebiyle top patlayınca Yamanım da boş bulunup feci bir şekilde irkildi ve korktu. "Top patladı anneciğim dedim. top neeerde?" dedi o da. "Anneciğim minarenin içi top dolu, hoca  her gün topa iğne batırıyor. Top da güm diye patlıyor. Bir de ezan okuyorlar. O da artık yemek yiyebilirsiniz demek."

Bu hikayeyi en az 30 kez anlattı gün boyunca.

Neden topun patlamasıyla ilgili böyle bir hikaye uydurdum ve de hikayemi beğendim? Çünkü ateş yakmak, patlatmak ve netice olarak bu kadar ses çıkarmak gibi eylemlere çocuğumu özendirmek istemedim. Zaten köye gittiğimizde ocakta yanan ateşigörünce büyülendi. "Ateş nakalım ateş nakalım" diye dolaştı durdu bütün gün :)


31 Temmuz 2012 Salı

Çocuğum konuşsun!

Çocuğun mümkün olduğunca erken konuşması ne işe yarar? Bir kere içindekileri içinde tutmak zorunda kalmayacağı için huzurlu olur sonra sizin "bu mu? yoksa bu mu? haaa buuuu!" diye en az sekiz tahminden sonra istediği şeyi anlamanızı beklemek zorunda kalmaz. Düşünsenize siz bile bu dünyanın yabancısı olmadığınız halde içinizde bir iki derdi biriktirseniz hemen " bir kaşık passiflora içeyim de kendime geleyim" derken; dünyaya henüz inmiş bebeğiniz ayağının tozuyla bir sürü şeye maruz kalıp bir de derdini anlatamazsa ne çilekeş bir minik insana dönüşür?

Özellikle söylüyorum beklenti içinde olmamak lazım çocuklarımız canı istedikleri zaman ve gerçekten hazır olduklarında yani onlara göre zamanı geldiğinde bir şeyleri yapabilecekler. Biz en fazla yardımcı olabiliriz onlara, tökezlediklerinde ya da yanlış yaptıklarında ellerinden tutup "olur öyle" demekle yükümlü kişileriz sadece. Yani onlara henüz olağan olmayan dünyanın herkes için ilk başta öyle olduğunu ama sonra herkesin "olayı anladığını" anlatmak görevimiz.

Bir kere hiçbir çocuk diğerine benzemez, gelişimi de benzemez. Yani karşılaştırma yapmak "abav filancanın çocuğu dahiymiş" demek çocuğunuza haksızlık etmek olur ve kesinlikle çocuklar bunu hissederler. Kitap en iyi arkadaştır bir aile için. Sahiden bir şeyler yapmanın sevinci oluyor ben Yaman'la kitap okurken. Babasıyla, anneannesiyle ve çevresindeki herkesle kitap okumak çok hoşuna gidiyor onun. Hem de benim gibi çocuğu biraz fazla (aralıksız yarım saatten fazla) çizgi film izleyince vicdan azabına bağlayan bir anne için gerçekten en çok zevk aldığım şey oğlumla kitap okumak. O bir şeyle röğrendikçe beynindeki nöronlar aksonlar sinapslar coştukça benim de coşasım geliyor. 0-3 yaş diye bas bas bağıran uzmanları çok seviyorum. 0-3 en güzel yaş aralığı. Çocuğunuz "bu ne?" deyince "holley beee! merak etti!" diye havalara sıçrayıp topuklarınızı birbirinize vurduğunuz bir dönem!

Kesinlikle çocuktur anlamaz demeden konuşun konuşun! Etrafınzda gördüklerinizi, gazetedki resimleri, parmaklarınızdaki çizgileri her şeyi her şeyi... Siz de ne cümleler kurabileceğinize şaşıracaksınız, içinizde bir Gülten Dayıoğlu bir Enid Blyton yeşeriverecek. Ve zaten ne yazsanız size hayran bir çift böcük göz var size bakan, tazı gibi dikilmiş iki ısırılası kulak.

12 Haziran'da başlamışım bu yazıya, yaklaşık iki ay önce yani birkaç da örnek eklemişim o zaman için. Hani amaaan çocuğa u öğretilmez,anlamaz o söyleyemez o diyenler için örnek olsun. Yemeği mama uykuyu nennen diye bilmesine gerek yok ben de yaşayarak öğrendim bunu.

"Bu sözcükler Yaman'ın odasındaki halıdan öğrendikleri: Pasifik Okyanusu, Atlantik Okyanusu, Hint Okyanusu, İglo, Eskimo, Piramit.

Bunlar da aldığımız "Keşfedin, Büyük Makineler" serisinden öğrendikleri: Döner Kepçe Tamburu, Delgi makinesi, çalı budama makinesi, kök sebze hasat makinesi, damalamassitemiyle ilaç püskürtm earacı, paletli düz kepçe vs. Bir şantiyeye stabaşı olacak kadar bilgisi var artık :)

Anneannesi Yaman'a masal anlatırken masal bitti diyormuş.. Bitti kelimesini masalın bitmesiyle bağdaştırmış olacak ki, ben "evet annecim o kadaaaar "dedim. Yaman da: "O kadar. Bitti. Masal bitti." dedi. Bu tür geçmişe dönük anıları, sözcükleri hatırlaması pek güzel pek eğlenceli, nasıl da hoşuma gidiyor.

Yaman ve alet çantası

Dün annemin lavabonun altındaki alengirli borular patladı ve evimize tatlı bir serinlik doldu. Sonunda tesisatçıyı çağırdık ve adam tamire başladı. Yaman önce adamcağızı muhtelif sorularıyla sıkıştırdı. "Amca bu ne? Amca napıyo?" şeklinde. Sonra bir ara adamın dışarı çıkıp malzeme alması gerekti, o arada çantası bizde kaldı. yaman çantanın başına geçti ve tabi ki benim gözetimimde ne var ne yoksa kurcaladı, inceledi. Kadınların genetiğinde ayakkabı, çanta, toka parfüm varsa erkeklerin genetiğinde de vida, alyen, matkap ucu ve somun vardır. İşte kanıt, işte videosu!


20 Temmuz 2012 Cuma

Umay doğdu


Sonunda Sabiha-Hakan Kalkan çifit de aramıza katıldı. Kızları Umay bugün doğdu. Ben daha göremedim artık eve çıktıktan sonra maaaile gideriz.

Çınar, Çınar, Zeynep, Zeynep, Elif, Arven, Nehir, Alp Mete... giderek genişleyen bir çevresi oldu Yaman'ın. Hepsinin abisi oldun oğlum ya, daha dün gibi sanki doğduğun, kucağımıza gelişin. Hep dün gibi kalsın sana olan sevgimiz.