24 Kasım 2012 Cumartesi

Dikkat: 30 yaş sendromu yazısı


Sevgili oğlum,

Düzenli ol, erken yat erken kalk, canının kıymetini bil. Gıdana dikkat et, sigara içme, içki içme, uyuşturucu kullanma, işlerini belli bir plan ve programa göre yap, başarılı ol, dakik ol, etik ol, şık ol, asil ol, hep 5 al, hiç 3 alma, bütün soruları bil, bütün sorunları çöz, kavga etme, düşme, ağlama, hep gül, -de leri hep ayrı yaz, bağlaçları yerinde kullan, çok oku, çok yaz, çok düşün, az söyle, (yok yok fikir değiştirdim çok düşünme başın ağrır, beynin yorulur, az söyleme, bazen içini de dök, mazallah ince hastalık olursun), mükemmel kızı bul, mükemmel evliliği yap, hayatın tıkır tıkır işlesin, araban bozulmasın, kaza yapma, tökezleme, sakin ol, sinirlerine hakim ol.


Bunlar anne olarak senin için hep istediklerim. Ancak öğüt verici annen olarak ben, bizzat kendim şu an saatler 1:38'i gösterirken yığınla işim, okunacak sınav kağıtlarım, yapılacak hazırlıklarım, bir sürü dosya ve belgenin önümdeki göz ardı edilemez varlığına rağmen, kurulu bir saat gibi tamamlanması gereken işleri yapmak yerine oturup yazı yazdığımda ya da elimdeki kitaptan iki satır fazla okuduğumda daha mutlu olduğumdan olsa gerek, bana ayrılan süre dışında yaşayınca "hah, şimdi dinlendim, kendime geldim" diyebildiğim için gecenin köründe kazayaklarıma ince ince çizgiler koymayı tercih ediyorum. Nasılsa kozmetik sektörü sınır tanımıyor, tıbbı da yabana atmamak lazım :) "Lafı dolandırma anacığım!" dediğini duyar gibiyim.

Aslında şunu demek için alıyorum vaktini bu saatte: Bir gün baba olduğunda çocuğuna ve eşine çok vakit ayır; ama kendine de birazcık bırak. Çocuğunu, eşini ya da işini hayatının merkezine koyma.  Aileni yakınında tut, ama kendinden uzaklaşma. Hobi sahibi insan = mutlu insan. Hobili kişi hayatı da hobi olsun diye yaşar. Yaşım 30 diye beni yabana atma, "Amaan anne, yaşa bak, ettiğin lafa bak" deme çocuk, yersin sümsüğü! Ben bu nasihati şu an 90 yaşında olan Renin Teyzem'den aldım. Dolayısıyla benim naçizane otuzum artı onunun üç otuzu, eder mi sana 120 yıl? Sahibinden sonuç garantili temiz nasihat.



O halde şimdi gerçekleri yazayım: bazen geç yat, erken kalk, gecenin köründe aklına harika fikirler gelen biri ol, kavga et, debelen, doğruyu bulmak için uğraş, vicdan azabı çek, sonra git özür dile, sil, baştan yaz, bir daha sil, düş, dizlerin yaralansın, yara bandını bir kerede çekmeyi öğren, bir dahaki sefere etrafından dolaşmayı denersin eşşek kafalı, bazen hesapsız ol, bile bile yap, bilmeden yap, evir çevir, sıkıştır, döndür, boşa koy dolmasın, doluya koy almasın, kafa yor, zorlan, bul, sevin, boğul, nefes al, derin nefes al, hakkını ara, helal et, haram et.

Ya benim feci uykum geldi ya da bana bir haller oluyor; ama şimdi de "Bunlar nasıl sözler, sen biçim bir anasın?" dediğini duyar gibi oluyorum. Önyargılı olma da önce bir dinle, sor bir neden diye, ben seni böyle mi yetiştiriyorum?

Biliyorum hiçbir zaman en üsttekilerin hepsi olmayacak, ben her gün sana bunların olması için dua edeceğim yine de; ama Allah bazen birini, bazen diğerini geri çevirecek. Hikmetinden sual olunmaz.

Gel orta yolu bulalım:

Kendi doğru yolunu, kendi ellerinle bulmanı diliyorum.Yanında kendi seçtiğin, akıllı ve hayırlı biriyle, her şeyin çoğunlukla iyi gittiği bir hayatın olur inşallah. Galiba böylesi olduğunda ağzını doldura doldura anlatırsın hayatını, geriye dönüp baktığında "İyi ki burnumu sürtmüşüm şu duvara, ne güzel de sürtmüşüm." dersin.

O hiç hata yapmayan arkadaşların var ya, vay onların haline! Hep başkalarının anılarını anlatacaklar. Bırak o düz adamları da kendine doğru düzgün bir arkadaş edin!

Seni çok seviyorum.

7 Kasım 2012 Çarşamba

Anne reflekslerim diyor ki








Samuray refleksleri: Annenin tutma yakalama refleksleri maksimum düzeyde gelişir. Yataktan düşmek üzere olan çocuğu yakalama, çocuğun uzanıp çektiği ve kafasına düşse kafasını kırmasına sebebiyet verecek nesneyi uçarak havada kapma, çocuğa doğru hızla yaklaşan hareketli nesneleri gelişine yarım vole ile uzaklaştırma yetileriniz gelişir. 



Akustik yetiler: Artık tehlike anında "kaç kaç" ya da "çekil çekil çekil" şeklinde en az iki kez tekrarlayan ıralamayı sağlayan uyarı kelimelerini gerektiği şekilde ve yüksek oktavdan seslendirebiliyorsunuz. Gırtlak yapınız gelişti zira çığlık becerileriniz miniğiniz, masum yavrucuğunuz sayesinde çeşitlendi. 3 dakika içinde makyaj yapıp dışarı çıkabilme: Kırk yılın bir başı bütün işleri denk getirirsiniz. Yemek hazırdır, koca beyin keyfi yerindedir, çocuğunuz mutluluk kumkuması ise her zamanki gibi sabit duramamaktadır. Dolayısıyla giydirip hazırladığınız kıyafetlerine ya bir şey dökecektir ya da üçüncü kez çişi gelecektir. Kronometre çalışır! Üstünüze bulduğunuzu geçirip, yüzünüze bir şeylere bandırdığınız fırçayı sürüştürmek için çok az vaktiniz vardır ve siz bunu başarırsınız. Ha, sonuç nasıl olur, orası ayrı bir tartışma konusudur. 

Hareket halindeki çocuğu paketleme: Çocuklar Duracell pil takılmış tavşanlar gibi labada lubada hareket ederken onları giydirmek en takdire şayan anne becerilerinden sadece bir tanesidir. Kolunu giysiye sokmaya çalışırsınız parmaklarını açarlar, parmaklardan biri kıvrılır ağlarlar. Kafalarını kesinlikle giysiye sokmak istemezler, bir kere giydikleri şeyi çıkarmak istemezler ve bu esnada durmadan ittirme, yerde yuvarlanma, kendilerini geriye doğru hızla fırlatma gibi devinimleri durmaksızın yaparlar  ve aynı anda bastan tize tizden baa doğru kreşendo çığlıklar atarlar.


Bebek arabası ileri sürüş teknikleri: Çocuğunu da alıp şöyle bir vitrin gezeyim, çarşı pazar yapayım dediğin talihsiz günlerden biri daha. Aziz vatanın her köşesi kazılmış bırakılmış, üzerine de sadece çukur kapatıcı özelliğe sahip beton şapadanak bırakılıvermiş. Kaldırım sana olmuş mu dağlık arazi? Bir de az ileriye inşaat kumu dökmesinler mi? Üstüne üstlük dükkanlardan bir ikisi de kapı önüne doğru dizmiş ürünlerini. Kaldırımın daraldığı ve sonunda bitiverdiği caddelerden, olan kaldırıma arabasını park edenlerden bahsetmiyorum bile... Bu vatanın evlatları bebek arabası tasarlasa, eminim monster truck gibi bir şey olurdu ama hep ecnebiye bıraktıkları için bu işi, kibar kibar bebek arabaları var hepimizde. Çoğunlukla da estetik gücü yüksek, ancak manevra gücü düşük. E karşıdan karşıya geçeceksin kaldırımlar dev anası için yapılmış sanki yüksek yüksek, yeşil yandı haydi indir aşağıya, aman arabanın biri durmadı yeşilde, hızla geçti yanından bir u dönüşü yaptırdım bebek arabasına, ondan kurtuldun karşıdan gelen yayalar üstüne sütüne koşmaya başladı, sağlı sollu aldatıcı manevralarla yara yara geçtin onları, şimdi arabanın burnunu tekrar kaldır havaya, çık şu kaldırıma. Haydaaa! Şimdi de arabayla merdiven çıkman lazım. Arkanı ver kapıya, önce arka tekerlekleri çıkar, sonra ön tekerlekler, asıl asıl, bileğine kuvvet! Bu yazının altına yorum bırakanlara bedava  "kaldırımlar: şehirde çocuğunuzla sağ kalmak I" dersi verilir.

Kanguruyu seri bağlama: Her zaman olduğu gibi bir an önce evden çıkmanız gerekmektedir. Çocuğu kucağınıza alıp 10 saniye içinde paketleyebilirsiniz. Kendinize inanın evet. Bu durumda henüz koyduğunuz yerde duran bebekle, intibak hızı yüksek bebeğin paketlenmesi arasında fark var. Kangurunun geleneksel sling (hani kadınların tarlada çalışırken çocuklarını doladığı türden) olmasıyla çıkıt çıkıt diye takılan kemer tokaları olması arasında da teknik faklılıklar karşımıza çıkıyor. Ayrı bir yazı konusu olarak fotoğraflı anlatım sözü veriyorum. 


Tek tuşla kadından anaya dönüşebilme: O tuş tabi ki "romantik an savar" diye tabir edebileceğimiz bebek ağlamasıdır. Çocuğunuz ağlar, yaktığınız tüm mumlar biter, hazırladığınız tüm masa ziyan olur, salatanın marulları solar ve siz pijamanızın içindeki süper ana halinize bürünüverirsiniz.Ve işin ilginci öyle de mutlusunuzdur, böyle de..


Penguen Rico olabilme: Şu Madagascar çizgi filmindeki penguenlerden Rico'yu bilirsiniz. Hık diye midesinden gerekli gereksiz her türlü alet edevatı çıkarabilir ve olaylar gelişir. İşte çocuklar dışarı çıkarken tüm olasılık hesaplamaları yapılır ve çantaya söz konusu olasılıkların çocuğunuza dokunmasını önleyecek malzemeler çantaya doldurulur. Bir de Murphy Yasası vardır ki "amaaan lazım olmaz" diye yanınıza almadığınız her bir şeyin lazım olabileceğini tecrübeyle sabitlemişsinizdir. Örneğin, hava güneşlidir ama taa uzaklarda bir iki bulut gördüğünüz için bir yağmurluk, güneş daha çok çıkabilir ve ölümüne parlayabilir ve çocuğunuz da parkta koşup terleyebilir diye bir yedek kıyafet, sıkı sıkı doldurduğunuz midesindeki her şeyi birden sindirip acıkabilir diye atıştırmalık ya da yemek, bir anda arka arkaya 3 kere kakasını yapabilir diye 5 tane bez, huysuzlanabilir diye en sevdiği sakinleştirici ve oyalayıcı oyuncakları almayı akıl edebilen kişi annedir!

Aynı anda en az 3 işi etkin şekilde yapabilme: Hem yemeğe soğan doğrayıp, hem ayağınızla ittirdiğiniz arabyla çocuğunuzla yarışçılık oynayıp bir de çorbayı karıştırdığınız ve telefonla konuştuğunuz oldu mu hiç? Olacak bekleyiniz sabırla.

Ayak parmaklarıyla kavrama hareketi yapabilme: Şimdi bu ilk bakışta biraz anlamsız gelebilir, aslında tam olarak refleks olduğu da söylenemez; ama kucağınızdan inmeyi reddeden bir koalayla yaşarken onun devamlı elinden atıp sonra tekrar istediği oyuncakları ayak parmaklarınızla alabilmeniz gerekiyor. Eh bir süre sonra sanatsal bir estetik de kazanıyorsunuz. Ben en son kapı açabilmeye kadar ilerledim. Biraz pratik her şeyi halleder ;)

Ortamdaki potansiyel tehlikeleri tespit edebilme: Bir odaya girdiğiniz anda robocop misali gözünüzde bir target ekranı belirir ve tüm sehpa köşeleri, ayak kaydıracak halı kilim, ayağa batacak sivri şeyler, çocuğunuzun bir hamlede yere çekebileceği örtülerin üzerindeki kafaya düşesi olan ıvır zıvır süsler.. Hepsi hepsi tespit edilir, numaralanır ve bertaraf edilir.


Her türlü gürültü ve hava muhalefetinden çocuğunu izole edebilme: Sonunda çocuk uyur. Evet soluk alabileceğiniz anlardan biri. Kapılar kapatılır, ayaklardaki terlikler çıkarılır, gıcırdayan döşemelere basılmaz ve kapılar tek hamlede en sessiz şekilde açılır  kapanır. Cereyan diye tabir ettiğimiz hava akımları tespit edilir, pencereler kapatılır,  kapı altlarından esen rüzgar engellenir. Mission completed!

10 saniye içinde elbise satın alabilme: Allem ettin kallem ettin, alışverişe çıktın. Oh, iyi güzel. Yanında çocuk varken sallana sallana alışveriş etmek, artık hoş bir sada. Yani çocuğa göz kulak olup aynı anda bir de zevkine uygun bir elbiseyi aheste aheste incelemek gibi bir lüksün yok. Askıdaki elbiseyi kaptığın gibi kabine koşup sırtına geçirmek ve etrafında dönüp oldu demek sonra perdeyi açıp varsa arkadaşına yoksa sözüne pek inanmasan da satış görevlisine fikir danışmak. OK aldıktan sonra doğru kasaya. İşte bu! Demek ki artık vitrin gezmek diye bir şey yok! Elbise buldum, denk geldim, bunu bulabildim, alabildim gibi başarıyı ve aşılmış bir zorluğu ifade eden şeyler var artık alışveriş lügatımızda!

Minimalist olabilme: "Ne güzel bir gün geçirdik!" tanımım Yaman'dan bu yana çok değişti. Kendime bir elbise alabildiysem, eşimle bir yerde oturup kahve içebildiysek, TV'deki bir programı en azından konusunu anlayacak kadar izleyebildiysem ve o uyurken bir iki işimi bitirebildiysem şanslı günümdeyim diyorum. Minimini malistlikler var içimde.



Dip not: Bu yazının oluşturulmasında büyük emeği geçen Elif Hanım'a sevgiler!

Meme kes, süt bit!

Yaman 21 aylıkken sütten kesildi, kocaman bir çocuğu emzirmek gerçekten çok zor geliyordu artık. Ben ki emzirmekten çok büyük keyif alan ve gerekliliğine inanan bir kişi olduğum halde, boyun tutulması, bel ağrıması ve uyku bölünmesi üçgeninden sıkılmıştım doğrusu. Hele son zamanlar Yaman artık işi iyice ağız tiryakiliğine, bir çeşit hobiye dönüştürmüştü. Canı istedikçe emiyordu. Bana "Anne sen yat"diyordu, tepeme çıkıp daireler çizerek emiyordu. Sürelere uzamaya ve beni çok sık esir almaya başlamıştı ve ben bu kadar güzel bir anne çocuk paylaşımının kendi açımdan keyifli yanları tükenmeye başlamıştı, ayrıca Yaman gayet güzel yemek yiyen bir çocuk olduğu halde bazen süt emmek için öğünlerde yeterince yememeye başlamıştı. Ben de artık zamanıdır deyip tatile gitmeden önce kendi kendime İstanbul'a döndüğümüzde bu iş bitmiş olacak sözü vermiştim.
Öncelikle azalttık, öğlenleri ve geceleri verirken öğlen sütünü hafiften hafiften atlamaya başladım. Birkaç kez de annem masalla filan uyutarak geceyi de atlatmayı başardı ama gece sütüne karşı dirençli çıktı Yaman, uykuyla sütü bağdaştırmıştı.

Tatil boyunca Yaman öğlenleri unutsa da gece uykusuna dalmak için ben yanındayken emmek istiyordu, ben uyutmuyorsam bir şekilde masalla vs ile avunuyordu.

Hiçbir zaman salça sürme ya da çocuğu korkutup iğrendirme yöntemine gitmek istemediğim için öncelikle azaltmak daha mantıklı geldi.

Sonra yok tatildi yok gezmekti derken çok fazla yer değiştirince haydi dedim zorlamayayım,sonuçta sözkonusu olan şey çocuk olunca plan yapmak bir hayal oluyor :)

Tatil bitti, dönüş yoluna geçtik. Dönerken yolda Yaman'a dedim ki "Anneciğim, artık evimize gidiyoruz İstanbul'a. İstanbul'a vardığımızda artık meme emmeyeceksin, memelerde süt bitecek, inak sütü içeceksin, tamam mı?" dedim.Yaman tabi ki "Tamam" dedi.

Evimize geldik ve Yaman o gece sabaha kadar memede süt emdi. Veda emişi :) Gece boyunca her tarafım tutula tutula onu emzirirken anladım ki Yaman artık memeden süt emmeyi hobi edinmiş, hatta meslek edinmeye doğru götürüyor işi. Palamutbükü'nde tatildeyken bir kadından duymuştum, sirke sürmüş memesine ve öyle kesmiş emzirmeyi. Ben de planımı yaptım ertesigün bu iş bitecekti.

Ertesi gün öğlen Yaman emmek istedi. Ben de sanki çok istekliymişim gibi "Tabi anneciğim" dedim. Hemen ona bir dakika beklemesini söyleyip mutfağa uğradım sirkeyi sürdümYaman'ın yanına döndüm. Garibim bir hevesle asıldı memeye ama o da ne? Suratındaki o acı ifadeyiömrümboyunca unutamam, dehşet ve şaşkınlıkla karışık acı. Hemen ağlamaya başladı. Meme acı olmuş dedi. A aaA? Acı mı olmuş dedim ben de demek ki süt bitmiş. Hemen o an konuşan memeler hikayesini yazıverdim "Yamancım, memeler benimle konuştu Yaman artık yemek yiyebiliyor, onun artık dişleri var, yemek yesin dediler. O yüzden memedeki sütler gidiyor. Çünkü sen abi oldun büyüdün" dedim. Yine ağladı. ona sarıldımcanım oğlum ben seni çok seviyorum yine ben sana yine sarılacağım ama sadece yemek yiyeceksin sütü de bardaktan içeceksin dedim. Bir süre sonra sustu ve tamam dedi. O gün huysuzluk yapmkadan hayatına devam etti.

asıl heyecanlı kısım geceydi, meme emerek uyuyan çocuk için her aman gece sütünü bırakması zor diye okumuştum zaten ama ne olacağını çok da kestiremediğim için biraz korkuyordum. Gece olunca Yaman uyumak için yine emmek istedi, "Yamancım istersen emebilirsin tabi ama artık sütler gitmiş memeler acı olmuş" dedim. Yaman yine de lezzet testi yapmak isteyince hemen bir bahane uydurup mutfağa gittim geri geldiğimde Yaman yine suratını ekşitti ve acı olmuş dedi.

Sonra, sütlaç yedirdim, süt verdim az az aldı ikisinden de sonra da hikayeler eşliğinde uyudu. Gece 4'te uyandı. Meme istedi, uyumadı,sızlandı biraz Pepee izleyeceğim dedi, izledi, muz istiyorum dedi, muzlu süt  istiyorum dedi.Hepsinden yedi içti ama saat 7:30 olmasına rağmen uyumadı. Sonunda Gökhan'ı uyandırdım ve Yaman'ı uyut ben artıkm dayanamayacağım dedim. Sağolsun kalktı ve bir saat sonra geri getirdi. Neyse ki uyudu Yaman ben de biraz uyudum. Sonraki 3 gün ara ara sordu,  oyun oynarken kendine kendine konuştu memeler acı olmuş, Annenin memeleri acı olmuş dedi. Sonra tamamen kesildi.

Gelelim tavsiyeler kısmına:
Azaltarak kesmek daha az acı verici oluyor.
Sirke görünmez olduğu için çocuğun silme ya da bu ne deme şansı olmuyor.
Sabırlı olun ve kızgın yüz ifadesi takınmayın. Sadece birkaç gecelik bir mevzu olacağını unutmayın.
Kesinlikle pes edip geri adım atmayın.
Tekrar normal bedeninize dönmek ve aradaki bağın farklılaşması hoşunuza gidecek.


3 Eylül 2012 Pazartesi

Linguistik sorunsal: Olumsuz yapılar


Çocukların olumsuzluk eklerini kullanmayı öğrenme süreçleri gerçekten çok ilginç. Düz mantık bakıldığında - ki bu zaman yaptıkları şey - yaptıkları şey doğru. Yamanın olumsuzluk öğrendiği ilk olumsuz kelimeler hayır ve yok idi. Bunları sorunsuz öğrendi ama ma  olumsuzluk eki ile değil sözcüğünü öğrenmesi 2 yaş sendromu dşye tabir edilen muayyen döneme denk geldiğinden dolayı sırf söylediğimiz her şeyin tersini söylemek için bol bol olumsuz cümle üretti.

Çocuğunuzun olumsuzluk eklerini öğrenme maceralarını bekliyorum!

Yaman sen insan mısın?
İnsanım değilim! = İnsan değilim

Yaman sen sevimli misin?
Sevimliyim değilim.= Sevimli değilim

Yaman kapıyı kapattın mı?
Kapattımmadım

Yaman doydun mu
Doydummadım.


Yaman'la diyaloglar

Yaman ilk tıraşını oluyor.
Anne: Şekilli bir şey yapalım.
Yaman: Şekil yapalım amca!

Baba: Yaman kulaklığı elleme! Kulaklık senin değil benim!
Korkup ağlamaya başlar sonra ağlayarak olanları kendi kendine özetler.
Yaman: Maman kulaklığı aldı ama sonra almadı. Kulaklık Mamanın olmadı. Kulaklık babanın oldu.




7 Ağustos 2012 Salı

Didim tatilyası

Yaman'la Didim'de kaldık 10 gün. Elif sağolsun bize ana oğul tatili yaptırdı, babamızın yokluğunu aratmadı. Elif'in kızı Zeynetto ile bol bol eğlendiler. O birbirini katletmeye çalışan çocuklardan olmadılar çok şükür.

Zeynep her sabah kapımızdaydı. "Yayaaaa, aman aman" diyerek kapısına dayandı resmen oğlumun! :) Elif diyor ki:"Hayır, Yaman bir kere izin verse inceletse kendini, Zeynep  rahatlayacak sonra muhtemelen bakmayacak yüzüne" ama benim oğlan izin vermedi ki, hatta acaba bayıltıp Zeynep'in önüne koyuversek mi çocuğu diye düşünmedik değil. Yaman Zeynep'in bu ısrarcı sevgisine karşılık birkaç kez "eee, yeter ama dolanıp durma peşimde" mesajını vermek için kafasına indiriverdi ama neyse ki ucuz atlattık, gözlerimiz hep üzerlerindeydi.

Sütten azaltarak kesme çerçeve programımız Zeynep'in Yaman'ın gözü önünde ikide bir iştahla cörk cörk emmesine rağmen ısrarla devam etti. Bu bağlamda Yaman Bey  sabahın 7:30'unda "üveeeeaaahhh mömeeeeğ" diye uyandığında hemen yumurtasını yiyip susturuldu ve denize götürüldü. Sabahleyin gerçekleşen bu ilk uyanmada, önceleri emzirilir akabinde de uyku literatüründe "oh mis gibi anneceğzim de yanımda" diye bilinen ikinci uykusuna yatmadığından teskin edilmesi biraz zor oluyordu. Ancak Zeynep'in ısrarla "Ben Yaman'la oynamak istiyorum, sırtına binmek istiyorum, saçlarını çekmek istiyorum" şeklindeki tacizlerine rağmen kumsalda güzel güzel oyalandı.

Sabahki deniz faslı akşam da tekrarlandı. Yaman Pamukoğul, oldu kara bir çocuk. Eh açık hava, bol gıda iyi de semirdiler maşallah!

Beklenenin aksine çok sevmedi denizi, ilk başta hiç girmek istemedi, sonra yavaş yavaş "kovaya su dolduralım" filan derken girdi, ama hep memnuniyetsizdi. Hep "kumdan kale yapalim, çıkalım anne ya off off" dedi. Deniz kenarında çimme stili yüzdü tabi; ama prensip olarak belden yukarı çıkan suya karşı oldu Zeynetto ise tam bir amfibi komanda misali, kumsalda herkesin oyuncağını toplamada gösterdiği  başarıyı denizde serbest stil sevimli çırpınmada da gösterdi. tam bir su kurbağası, "denizden çıkarmayın beni, ben buraya aitim ağlamasını ben bu yaştaki çocuklar klasmanında bir Zeynep'te gördüm maşallah! 

+13, ağzınızda bir şey varsa bu kısmı okumayın :))
Yaman tuvalet bilimleri akademisinde yüksek tuvalet eğitimi alırken, Zeynetto da lisansını tamamlamış bulunuyor. Teori kısmı neyse de, bu pratik kısmı ne ettiyse Sevim Teyze'yle Kerim Amca'nın halılarına etti. Minareler olsun, soyut kübik stayla olsun her türlü sanatsal etkinliği yaptılar imece usülü.Her seferinde imdadımıza domestos yetişti, ancak sonunda Sevim Teyze bu iş bittikten sonra resmi olarak halılarda ciddi bir dezenfektan kullanacağını deklare etti. Hane halkı genelde "olacak tabi, çocuk bunlar" çizgisini bozmasa da Murti Zeynep'in halı tonlarında kamufle olmuş firari bukalemun kakasına ayak basınca dayanamayıp "rörrrrr!" diye kükredi. B.ka basmak deyiminin uygulamalı sunumunu izledik sayesinde. Biz de bezsiz bebek uygulamasını hemen kaldırıp efendi efendi bağladık çocukların altını. 

Bir gün yine denizdeyiz, bir ara plajda içimiz kıyıldı. Bir şeyler atıştıralım diye kafeye çıktık. Yaman "çişim geldi" deyince elim ayağım birbirine dolaştı. Cafe'nin ortası, çocuk çırıl çıplak, tuvaletler uzakta, yanımda hiçbir şey yok ve herkes o esnada yemek yiyor. İçimden "Aman bari milleti rahatsız etmeyelim1 diyerek, hemen kuytu bir köşeye alıverdim, küçük bir parça çıktı. Ben de masadaki patates kızartması kağıdını hızla boşaltıp paketledim ürünü. A a, bu muydu diye küçümseyecektim ki, Yaman "anne yine çişim geldi" dedi. Bu sefer öncü birliğin referansını dikkate alarak Yaman'ı bacaklarımın arasına alıp masanın altına doğru iyice sakladım. İyi ki saklamışım zira torun sahibi etti bizi tabiri caizse. Patates kızarması kağıdının böyle bir hizmet verebileceğini insan anne olunca öğreniyor. Sonra tam çilemiz bitti diyorduk ki Zeynep de ıh dedi, Elif koşarak uzaklaştı mekandan. Gülsek mi ağlasak mı bilemedik; ama daha çok güldük :)

Erhan Amca'sıyla süper anlaştı. Erhan Amcası kesinlikle çocuğa kendini eğlendirmek amaçlı şeyler öğretmedi (!) Hep didaktik takıldılar. Mesela arabada "Haydi Yaman pencereden kafanı çıkar, şimdi ağzını aç. Hah çok güzel amcacığım, şimdi de dilini çıkar" demedi çocuğuma (!). Hep amcalık yaptı. Kendisi de zaten Erhan'a baba muamelesi yaptı hatta "öteki baba neeede?" diye sordu Erhan'ın yokluğunda. Bir diğer babası da Mayk Amca idi. Mayk Amca Cem Yılmaz'ın Opet reklamlarında kullandığı bir karakter'in bebek hali. (Cem Yılmaz'ın oğlu Kemal da doğdu daha evvelki gün.)

Bütün marifetlerini sergiledi hane halkına. Bir ara Yaman'ın şu meşhur iş makinaları, kamyon kitapları daire şeklinde dizilmiş etrafına kendisi de ortada döne döne gördüğü makinanın adını söylüyordu. "Bu kamyon, bu mibzer, bu biçerdöver," Ah dedim gitti benim oğlan yandı güzelim devreler :) Herkes vay be dedikçe benimki daha bir coştu. Tabi sonrasında bu 6-8 yaş TÜBİTAK kitapları serisi bir baktım Kerim Amca'nın elinde "Vay anasını ne makineler varmış?", Murti uçaklara bakıyor,  Erhan desen "Ben bile bilmiyordum bunları" diyor. Çocuğum sırf kendisini eğitmiyor, çevresine de eğitim hizmeti veriyor bir manada :p

Aa unutmadan, Murat Amca'sının eşi Oya'ya aşık oldu. Bildiğin aşık. Aynı şeyi bir de Kuzenim Zeynep'e yapmıştı.Görünce yerde debelenmeler, sevimlilikler türlü numaralar filan. Ancak aşık olunan kişi maşuk Ytamanoğlanı sevmeye kalkınca hemen irtifası yükseliyor bizim oğlanın, böyle dirsek çevirmeler, "ben aslen seninle ilgilenmiyorum, sadece arkadaşız" tavırları... Oya'ya tüyo verdim "Aman yüzüne bile bakma, bak gör neler yapacak?" Sahiden de etrafında fır döndü Oya'nın. "Oyacıııım canıııım" diye diye gözünün içine içine eğilip eğilip baktı. Biz tabi Pffft şeklinde güldük durduk onun o haline. 

"Zeynep'in doğum gününü yapalım" diye diye Elif'in başının etini yedim ve yeterince dürtünce sonuç aldım tabi ki; ama Zeynep hastalandı artık sonra yaparız. Tatil esnasında herhangi bir hastalık olmadı çok şükür. Sadece Zeynep 5 günlük bir ateş sıkıntısı çekti; ama sonunda iyileşti o eski semirik, muhacir iştahlı  Zeynep'e dönüştü. Ama tabi benim sadece diye ifade ettiğim o 5 günün 2 gecesini gördüm bizzat, çocuğun hastalığı sahiden zor. 

Bize gelince, Elif ile çocukların peşinde koştuk sonra yahu dedik "Bütün gün bunların peşindeyiz, gece dolaşmaya çıkalım, bir şeyler içelim, iki sosyalleşelim, bunlar da dışarıda uyuyuversinler". Ve fakat çocuklarda bulunan "Anam eğlenme planları yapmış" sensörleri devreye girdi. Her zaman 9-10 gibi uyuyan çocuklar 11:30'a kadar arıa yaptılar. Biri kanguruya girmek istemedi, öteki arabaya oturmadı, biri sakinleşti, öteki çığlığı bastı derken biz "Nalet ossun!" levelına gelip eve dönüş yoluna girince, ikisi birden direktöman REM uykusuna geçiş yaptı. Biz de Didim'deiki batsız bedevi şeklinde kan ter ve sinir küpü şeklinde eve döndük.  Ertesi gün de "yılmeycez, sosyaliz" dedik ve bu kez ev ahalisiyle organize olup bir yere gittik. Ben bir banka oturdum "Uyku saatin geldiiiiii" diye emzirdim. 45 dakika emzirdikten sonra Yaman da "Gelmediiiiiii" diyen gözlerle çipil çipil uyandı. Hooop eve döndük. Uzadı biliyorum ama burası Murphy Amca'nın elini öptürüyor. Bir kez çok feci allerjik bir atak geçirdim. İlaç almak üzere dışarı çıktık, hatta çok da erken bir vakit değildi, Oya, Murat, elif ve Ben. İlaç alındı vs Özsüt'e oturalım bir kahve içelim dedik. 2 saat filan oturduk, muhabbet ettik, artık o kadar benimsemişiz ki zavallı bedeviliği, kesin şimdi evden telefon gelecek uyandılar diye ben yerleşmeyeyim düşüncesindeki Elif'i her seferinde koltuğun ucundan olması gereken yere ittirdim o süre zarfında. Demek ki neymiş plansız gidilen yer candır, planlı iş yaparsanız bebeler Chucky'e bağlar!

Kerim Amca sağolsun taşıdı durdu. Sevim Teyze yemekler yaptı, bize ve çocuklarımıza baktı. Bizi sevdiler, şefkat gösterdiler. Binlerce kez teşekkürler.













Yaman'la diyaloglar

Yaman ilk tıraşını oluyor.
Anne: Şekilli bir şey yapalım.
Yaman: Şekil yapalım amca!

Yaman: Anneciğim bu pipi
Anne: Evet Yamancığım. 
Yaman: Pipiyi buraya mapıştırmışlar
Anne: Evet anneciğim
Yaman: Poponun üstüne pipi mapıştırmışlar.
Anne: Hmm. Haklısın elbette.