10 Nisan 2012 Salı

Mini Öykü: kepçe böyle kamyon

Yaman bir gün dedesiyle ve babaannesiyle parka gider. Parkın yakınlarında kepçeli kamyonlu bir inşaat sahnesine şahit olur. Dedesine ıh diyerek olayı gösterir. Dedesi de anlatır. "Yaman kepçe toprağı böööööyle alıyor kamyonun içine koyuyor" Yaman hemen çakar köfteyi "Kepçe böööle kammon!"
O gün babası eve gelmeden önce onları arar. Yaman telefonda babasına şahit olduğu bu olayı anlatır. "Kepçe bööle kammon!" Bunun üzerine babası Yaman'a kocaman tekerlekleri olan kamyonlar adlı kitabını alır. Yaman sevinçten delirir, tabi ki.
İçinde tuz taşıyan kömür taşıyan kamyonlar, toprağı kamyona döken kepçeler vardır. Yaman bu kitaptan maden kömür ve tuz kelimelerini de öğrenir.


Yaman'ın kepçe kamyon sevgisi derinleşince bir gün annesi parkta sinsi çocuk Arda'nın elinden küreğini almasıyla dökülen gözyaşlarına dayanamaz ve ona hemen yakındaki oyuncakçıdan kepçe alır bir tane. Yaman da sinsi çocuk Arda'yı çatlata çatlata oynar kepçesiyle, toprağa bulanır pis ve mutlu bir çocuk olur. 

Sinsi çocuk Arda'yı da annesi eve götürür erkenden, oh canımıza değsin!



9 Nisan 2012 Pazartesi

Parmak boya kullanma kılavuzu! Yo! Yo!







Mothercare'in ready mix parmak boyalarından aldım haftasonu. Yaman önce iş önlüğünü giydirdim. Sonra eski bir pijama giydirildi, çorapları da değiştirseymişiz iyiymiş; ama neyse.



Salondaki halıyı kaldırdım daha önce bir şeyden çıkan kocaman bir naylon vardı 1mx2m ölçülerinde onu serdim yere. Yaman'ın etrafına da bir tarafı kullanılmış A4 kağıtlardan koydum.  Sonra bir dondurma kutusunun içine sıktım boyayı bandırdık tombik elleri ve Let the party begin!! Bu da videosu :


1. İş önlüğü yoksa gözden çıkarabileceğiniz mümkünse arkası naylon olan uyduruk mutfak önlükleri iş görür
2. Ellerini ağzına götüreceği için ürünün iyi bir şey olmasına özen gösterin. Mothercare'den şişesini 6 TL'ye aldım. Set olarak almak çok akıllıca gelmedi sevmeyebilirdi, küçük bir ihtimal de olsa.
3. Altına filan sermek için plastik masa örtülerinden alabilirsiniz pazarlarda çok ucuza satılıyor. Yalnız yine de çocuğunuz belirlediğiniz alanın içinde kalmayacağı için halıyı kesinlikle kaldırın.
4. Üstünüzdeki kıyafetler olmasa da olur tişört ve pantolon olursa daha iyi olur.
5. Çok uzun sürmesin zira hem bıkmasın hem de çocuklar bir şeyle çok uzun süre oyalandıktan sonra taşkınlık yapabiliyorlar, fırlatmaya ya da ayağa kalkıp duvar sanatçısı olmaya karar verebilir.
6. Biri boya şişesini gizlice ortadan kaldırırsa boya uyumaya gitmiş anneciğim diyerek ortamın gerilmesini önleyebilirsiniz.
7. Çabuk davranıp ya yere serdiğiniz naylonun üzerinde soyun ya da kendinizden en az 50 cm uzakta tutarak koşa kola banyoya götürün ve küvete atın. Suların kesik olmaması gerekiyor yoksa ıslak mendil filan kar etmiyor. Bizim sular çok tehditkar şekilde akıyordu neyse ki sonradan akmaya devam etti.
8. Banyoda da yeterince kudurmuş olan çocuğunuz artık mis gibi bir uyku çeker.
9. Şimdi olay mahalline dönün ve can dostunuz viledayla hemen soyut sanata bulanmış parkelerinizi silin.
10. Kağıtları da çeşitli amaçlar için kullanabilirsiniz. Biz eşe dosta kart olarak göndermeyi düşünüyoruz şimdilik.

8 Nisan 2012 Pazar

Yaman'a anasını unutturan anlar!




Muz
Benim oğlum boğazına düşkün maşallah. Yalnız belli gıdalara karşı kelimenin tam anlamıyla zaafı var. Mesela muz denilen meyveyi "aman oğlum, çok yeme kabız olursun" deyip deyip, azıcık tattırıp, akabinde "tamam yeter bu kadar" diye kalanını mideye indirdiğimiz ya da köşe bucak kaçırdığımız için olsa gerek, kimi zaman bir yerde resmini, kimi zaman da buzdolabı açılınca bizzat kendisine sarı sarı ve leziz leziz bakan muz hevenkini kazara görünce benliğini yitirmişcesine o yöne doğru saldırıya geçiyor "muj",  "mus"  bazen de "muf" diyerek. Bizim yatay dilimler halinde kendisine verdiğimiz muz dilimlerini ışık hızıyla "şimdi kesin yine kabız muhabbeti açacaklar" korkusuyla ağzına bir tıkıyor ki, hatta tepiyor ki, sormayın gitsin.

Araba gezintisi 
Bir diğer şey de araba. Yaman'ın 2011 model Playskool ilk arabam sahibi bir insan olduğundan daha önce bahsetmiştim. Kendisi oğlumun en huysuz zamanlarında güzel bir avutucu ve aynı zamanda iyi bir denge sağlayıcı olarak çok işimize yaramıştır. Ayrıca şekil itibariyle mini cooper ile vos vos arası yuvarlak hatlara sahip olması hasebiyle hep "oğlumun da böyle sevimli ve de şık bir arabası olur büyüyünce inşallah" demişimdir.
Her neyse, işte Yaman kişi bu arabaya binip anneanne, babaanne, dede veyahut baba tarafından arabaya bağlanan bir ip marifetiyle çekilmek suretiyle evde yapılan mini sightseeingler esnasında, neredeyse omzunda kanatları filizleniverecek bir melekmişcesine hiç sesini çıkarmadan ve etrafa masum, mahzun ve mülayim gülümsemeler saçarak durakalıyor. Yaman normalde yürümeyip koşan ve pek de yerinde duramayan bir çocuk olduğu için bu munis anlarının tadını çıkarmak için mümkün olduğunca uzun uzun izliyorum onu.

Dekorasyon değişikliği
Evde herhangi bir şeyin yeri değişiyorsa  hemen olay mahalline gider ve çırpınmaya başlar.  Kelimenin çırpınma anlamında kollarını herhangi bir düzene bağlı kalmaksızın hareket ettirmek vardır ya, Yaman da aynen böyle yapar. Sanırsınız az sonra uçacak.

Vileda vs elektrikli süpürge
Temizlikte de paspasa ya da viledaya "dada" diyor ve o "dada"nın peşinde deli gibi koşturuyor. Elektrik süpürgesinin de aynı şekilde peşinden ayrılmıyor, açıyor kapatıyor ama boyutlarına göre çok büyük olduğu için bazen halıya takılıverip de hareket ettiremeyince çok sinir oluyor. Bağırıyor sanki bir yere sıkışmış gibi yardım istiyor. Tam bir görev adamı ve o görev yerine getirilecek illa ki.

Uçan halı
Altını temizlemek için halıyı biraz oynatayım, Yaman hemen gelip oturuveriyor üstüne. Uçan halı havayolları misali bir de yerleşiyor ve bakıyor suratıma "E hadi? Gene mi rötar var kardeşim, kalkmıyor mu bu halı?" diye. Ben de, hazır beyefendi business class bir şekilde yerleşmişken bozmayayım diyorum keyfini salonun içinde dönüp duruyoruz, keyiften dört köşe ağzımız kulaklarımızda ve kahkahalar atarak.

Baza
Bazen evde yatak bazalarını açıp içinden bir şey almamız gerektiğinde Yaman hemen bitiverir yanımızda ve bizden önce kafasını sokar bazanın içine. Hayır, çocuk kafasını bazanın içine soktuğu için istediği kadar güvenlikli olsun insan tedirgin oluyor. Velhasıl Yaman Bey benim almak istediğim şeye ulaşabildiğim süre zarfında ilgisini çeken birçok şeyi dışarıya çıkarmış oluyor.

Kalem
Oğlumun okur yazarlık kişiliğinin "okumayı söktü"nün ötesinde elinden kitap düşürmeyen, düşünen düşündüğünü yazan edebiyatı iyi olan iki kelimeden daha fazlasını bir araya getirebilen bir adam olmasını istiyorum. Bunun için daha 1 yaşını geçince eline kalem tutturmaya başladım, önüne bir kağıt koydum, "yaz oğlum, çiz oğlum" dedim. Şimdi pilot kalem olsun keçeli kalem olsun kapağı olan her kalemi (özellikle de lekesini çıkarmanın zor olduğu renkleri ve türleri tercih ediyor) gördüğü an "kayim kayim" şeklinde ısrarla isteyen bir oğlum var.

Diş fırçası
Yaman'a diş fırçası aldık bayağı bir süredir de kullanıyor, maksat dişlerini fırçalamak diye bir şey olduğunu bilsin. Oral B stages 1 ile başladık. Şu aralar daha çok dişlerini kaşıyor ama çok seviyor diş fırçalamayı, diş fırçalamakla ilgili her şeye hasta da diyebiliriz. Birimiz dişini fırçalarsa hemen başlıyor diş diş diş diye. Diş fırçasını verene kadar da kesinlikle susmuyor. Bazen düşünüyorum da çocuklardaki şu istediğini elde etme azmi ileriki yıllara taşınsa bilimmiş, hastalıkların çaresiymiş hiçbir engel kalmaz insanoğlunun önünde.

Traş makinesi, saç kurutma makinesi, blendır
Zavallı oğlum bir gün babasını traş olurken görür ve olaylar gelişir. Tabi Yaman'ın göz bebekleri büyüdü, kan basıncı arttı ve kalp atışları hızlandı. Nihayetinde içindeki elektrikli alet canavarı mini Hulk röarh! diye çıktı. Bir ses çıkardığı için vvvvuuuffffff dedi ama o çamaşır makinesinin ve aynı zmaanda bulaşık makinesinin efektiydi ne yapmalı ne yapmalı derken çok telaş yaptı, adını söyleyemedi diye kızdı. Hemen annesi yardımına koştu "Baba saçlarını kesiyor böyle" diye başka bir şeyle göstermişti ama babaannesi geçen gün Ysmsn'ın yerini bildiği traş makinesinin çekmecesini açıp bir güzel eline verince Yaman bir nevi hayatının en mutlu gününü yaşadı işte annesinin babasının eline vermediği şeyi babaannesi vermişti, "babaannem çok yaşa!" diye bakan gözlerinde gördüm ben o sevinci :)
Saç kurutma makinesi oğluma kurcalamak isteyip merak etme; ama aynı zamanda korkup kaçma ve  çatışmasını yaşatan aletlerden bir tanesi. ir süre sonra ısındığı için hem cıs olma özelliği var hem elektrikli süpürge gibi ses çıkarabiliyor hem de parlak, üstünde düğmeler tuşlar ve upuzun bir kuyruğu var. tam Yaman'ın dişine göre!
Şu elektrikli ev aletleri ile oğlumun yaşadığı travmanın ettiğini hiçbir şey etmedi oğluma.
Bir diğeri de matkap. Matkap denen aletin keşfini Yaman ilk önce ona aldığımız kitaplarda yaptı. Kitapta matkap dzzzzzt diye deler diyerek eliyle işaret ettiği şeyi bir gün anneannesinin "aman hava güzel, şunu bari balkona çıkarayım da hava alsın" dediği gün aletlerin bulunduğu rafta kendisini bizzat görünce, Yaman dile gelmiş ve makkap makkap diye matkabı işaret etmiş. Annem de "napalım bari merakını gidersin" diye önüne koymuş matkabı. Kurcalamaya doyamayan Yaman'ın  sayıklamalarına dayanamayıp biz de gittik, üzerinde Spiderman kutusu olan bir alet çantası aldık. Evet yanlış anlamadınız bir adet alet çantası ve üzerinde Spiderman resmi var. Nedenini bilmiyorum bir anlam da verebilmiş değilim. Neyse matkabı görünce bayağı sevinen Yaman mutlu mesut yaşarken, bir gün Oğuz Dayı geldi bizi ziyarete elinde de afili bir alet seti. Aman Allahım o nasıl bir mutluluk ve şaşkınlık ifadesiydi yüzündeki? Resmen yiyecek bir şey görmüş gibi ağzının suları aktı :)


Deodorant
Deodorant pıssst diye sıkılır, eline geçen bir deodorant şişesini ısrarla herkese sıkar. Gördğ mğ ister vermezsen arıza çıkar.


Ve tabi ki her çocukta olan diğer özellikler de yazılsın. Damacanayı kucaklayıp salona getirme, telefonu kurcalama, anahtarın şıngırtısını duyunca anahtarı isteme ve boş bulduğu andabulaşık makinesine girme gibi özelliklere de sahiptir bu minik kişi. Çalışır durumdaki çamaşır makinesini uzun uzun izler bir de "vuuuu" der ve değişen konumlara göre sallanıp ritm tutar.

Bir de yasak olduğunu bildiği halde bir şekilde bilgisayar karşısında yalnızsa ve kimse kendisini görmüyorsa, dikiş makinesinin olduğu odaya fırsattan istifade girdiyse ve yine kimse kendisini görmüyorsa kurcalama evirip çevirme ve bozma eylemlerine başlar.

Çocuğumla öğrendiklerim Vol 1#




  




 

Ben bir sürü şey öğrendim Yaman sayesinde. Sabır, uykusuzluğa karşı direnç, uykusuzluk, açlık ve bacağınıza yapışıp anneeeğğğğğ diye ağlayarak tuvalete bile gitmenize izin vermeyen bi çocuğa rağmen dişlerinizi sıkıp mantıklı düşünebilme yeteneği. 
Bir de her şey farklı olsun güzel olsun isteği gelişiyor insanın içinde. Buna en abuk subuk ayrıntılar da dahil, giyimi, kuşamı, eğitimi, vesairesi de...
Doğumda kapımıza asılacak süs güzel olsun, benim olsun. diş buğdayındaki kurabiyeleri ben de yaparım!, çocuğum için süper kitaplar alırım bununla da kalmam, okurum da okurum. 
Aynı anda Yaman'ı terbiye edebilen bir aslan terbiyecisi olabilir ve onun kafasını vurabileceği köşeleri, parmağını sokacağı prizleri görebilir, bunları ekarte edip aynı anda eşimle muhabbet edebilir, anneme komutlar yağdırabilir, Yamanın saçların karıştırıp onu oyalayacak bir hikaye anlatırken ağzına kahvaltısını sokuşturabilirim. 
CV dediğin böyle olur. 


  

Forum'da buluş(ama)ma

Yaman, Ayşegül, Yaman'ın annesi ve Arven'den oluşan ekiple dün Bayrampaşa Forum'a gittik. Ayşegül şöyle diyordu: "Çok sıkıldım hem kendimize bir şeyler bakarız". İlk gittiğimiz kat tabi ki çocuklara yönelik mağazaların olduğu zemin kattı. Mothercare, GAP, Joker, e-bebek arasında gidip geldik.

Araya bir sürü kaka, bir sürü emzirme girdi. Çocuklara bir şeyler alıp bir şeylere baktıktan, bir sürü şeyi elleyip bıraktıktan sonra karnımız acıktı ve üst kata çıktık. Yemek yedik, Ayşegül emzirdi ben Yaman'ı tuvalete götürdüm, geri döndüğümde ben emzirdim Ayşegül Arven'in altını temizlemeye gitti. Sonra kalktık, iki mağaza sonra tam biraz kendimize bir şeyler bakalım derken benim tuvalete gitmem gerekti Ayşegül Yaman'ın başında nöbet tuttu kucağında Arven'le, geri döndüğümde artık birlikte dolaşabilecektik ki Arven huysuzlandı. Ayşegül emzirmeye gitti. Sonra bir yorulmuşuz ki sormayın gitsin. Sonra kocalarımız geldi bizi almaya, 15'er dakikadan çocukları kucaklarında tuttular, biz dinlendik (!), sağolsunlar çok inceler. Yol boyunca emzirme, avutma devam etti.

Arabalara binmeden önce Ayşegül'e dedim ki: "Ayşegül biz seninle görüşemeden birlikte gezmiş olduk farkında mısın?" Acı acı güldü Ayşegül kardeş. Bu annelerin arada bir kendini şımartması lazım böyle, takılmak lazım. Bu da size örnek olsun anne halkı!

16 Mart 2012 Cuma

Benim çocuğum tuhaf ve ben onu seviyorum!


Eveet nasibinden sonra sıra geldi tuhaflığına. gerçi her çocuk yaşı ile tutmadığı düşünülen her davranışında tuhaf ve üstün zekalı diye tariflenir muhakkak ama, bu sahiden tuhaf. 

Bir kere insanın ilk kelimeleri ne bileyim köpek, kedi filan olur, hani sıradan şeyler. Yaman'ın ilk kelimesi anne, baba ve üçüncüsü tahta! Evet tahta! Ben yatağına vurdum bak annecim bu tahta dedim. o da tak tak vurdu ve tahta dedi. Neyse ki sonra daha işlevsel bir kelimeye geçiş yapabildi, dede dedi. 

Bir diğer örneği yakın zamanda yaşadık. Buzdolabının magnetleriyle oynuyordu hep. Özsüt'ün bir magneti vardı. "Ih?" dedi yani "bu ne?" ben de "Özsüt annecim" dedim. Hooop bizimki bu kez "Özsüt" dedi, ağzını sevimli bir şekilde büzüp z ve s sesini bastıracağım, iki tuhaf ünlü sesi de çıkaracağım diye dişlerini sıkıştırarak. 

Bir diğer kelime de matkap. Yaman'a aldığımız kitaplarda matkabın resmini gösterip "dzzzt" diye deleriz diyorduk elimizi tabanca gibi yapıp. Annem, bir gün hava güzelken hem çamaşırları asayım, hem de çocuk balkonda biraz güneş görsün diyerek Yaman'ı giydirmiş balkona çıkarmış. Bizimki babasının alet edevatının olduğu raflara bakarken birden matkabı görmüş. O kitapta gördüğü şeyin gerçeğini görünce çok büyük bir sevinç yaşamış. Kesin içinden şöyle dedi: "Hobaaaaaa!!Bu sahiden varmış yahu!" Makkap makkap demiş, tutturmuş onu ver diye. Tam olarak şöyle demiş bir anneme bir matkaba bakıp: "Ih! Ih! Ih!" Annem çekinmiş, hani sonuçta pek de hijyenik bir şey değil, küfü pası vardır diyerek; ama bizimki durmayınca napsın mümkün olduğunca silerek koymuş Yaman'ın önüne. Annem sahnenin devamını "kendinden geçti" diye nakletti. Bir yarım saat sadece evirmiş çevirmiş, sesi bile çıkmamış. Basmış, tutmuş, çekmiş, ellemiş, kurcalamış. Artık eve girme vakti gelince ip cambazı gibi oynatmış kadıncağızı, zor almış aleti elinden. 


Ben okuldan gelince anlattı bunu, öldüm gülmekten. Bizimki de yanımızda, olaydan bahsedince anıları depreşti herhalde, tutup elimden götürdü  beni balkonun kapısının önüne "makkap, makkap" diye diye giderek yükselen, ya vermezlerse naparım endişesiyle aynı zamanda sertleşen bir sesle "makkap" da "makkap". Neyse sonunda ben de pes ettim, koydum matkabı önüne yine aynı sahne yaşandı: şuurunu yitirip inceleme evresi.


Çok seviyorum oğlum seni...

11 Mart 2012 Pazar

Kargosal hediyeler

Nasipli bir çocuk Yaman. Gerçekten de öyle. Doğumgününde bir sürü oyuncağı oldu. Ta Amerika'dan bile misafiri oldu Nilay kalktı geldi. 5 senedir hiç görüşmediğim üniversiteden arkadaşım Dilek çıktı geldi evime Yaman'ın dişbuğdayı'na. Ta İzmit'ten geldi Mine Abla yine doğumgününde. Urla'dan arkadaşım Beyhan Lüleburgaz'dan geldi hamile haliyle. Kısacası nasipli çocuk Yaman. Gökçe Teyzesi Hem ona hem Arven'e bir paket yolladı ta İzmir'den. Üşenmedi, kargodan hediye almanın güzelliğini yaşattı bize birkez daha. Aynı güzelliğibir de dayısı ve yengesi yaşatmıştı, şimdi de Gökçe Teyzesi.  Güzel bir eşortman takımı almış Yaman'a bir de üst. Çok teşekkür ederiz Gökçe ve Çağrı. Çınar kardeşi adına kabul ettik hediyeleri :)